Ercan ALPTÜRK Ercan ALPTÜRK Moderator

ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER

XXI. Yüzyılın eşiğinde dünya hızla küçülürken, globalleşme konusundaki tartışma da hızla büyüyor. Küresel ekonomi tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de politikaları, çalışma yaşamını ve aileleri değiştiriyor, yaşamlarımızı biçimlendiriyor. Bu başdöndürücü etkilerin sorumluları ise dünya çapında etkinlik gösteren birkaç yüz ekonomik girişim. Özellikle, ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İsviçre, Hollanda ve İngiltere merkezli çok uluslu şirketler önderliğindeki bu ekonomik etkinlik sistemleri, daha şimdiden, hiç bir imparatorluk yada ulus-devletin başaramadığı ölçüde bir küresel bütünleşme gerçekleştirmiştir.

Çok uluslu şirketler uluslararası ekonomik sahnede ikinci Dünya Savaşından ve özellikle 1950'lerden sonra rol almaya başlamışlardır. Başlangıçta ihracat yoluyla dış pazarlara açılan şirketler, daha sonraları artan sermaye birikimleri ve gerek gelişmiş ve gerekse gelişmekte olan ülkelerin ithalatlarına belirli kısıtlamalar getirmeleri nedeniyle, bizzat o ülkede direkt yatırıma doğru yönelmişlerdir. Geride kalan yarım yüzyıla yakın dönemde hızla gelişen, yaygınlaşan ve kurumsallaşan bu oluşum, gelişmiş piyasa ekonomilerinin geçirmekte olduğu evrimin bir ürünüdür.

Çok uluslu şirketler ülkemiz açısından özellikle son 15. yılda dikkati çeken bir konu olarak gözlenmektedir. İzlenen dışa açılma politikası ve getirilen yabancı sermayeyi teşvik edici mevzuat düzenlemelirin bir sonucu olarak ülkemizde gün geçtikçe yabancı sermayeli veya yabancı sermaye katkılı şirket sayısı artmaktadır.

Çok uluslu şirketlerin ülke ekonomileri üzerine etkileri, özellikle az gelişmiş ülkeler açısından ele alınarak tartışma konusu yapılmaktadır. Çünkü birçok az gelişmiş ülkenin sanayileşme politikalarını, yine bu ülkelerin izledikleri ithal ikamesi politikasının bir sonucu olarak gelişen çok uluslu şirketlerin getirecekleri sermaye ve teknolojiye bağlı olarak belirledikleri görülmektedir. Literatürümüzde çok uluslu şirketlerle ilgili olarak farklı terimlerin kullandığı görülmektedir. Örnek olarak, "çok uluslu şirketler", "uluslararası şirketler", "çok uluslu işletme" terimleri verilebilir.

Çok uluslu şirketleri ifade etmek için yalnız ülkemizde değil, uluslararası literatürde de birçok terim, ortaya atılmıştır. Bu terimlere örnek olarak "çok uluslu şirket" (multinational corporation), "çok uluslu firma" (multinational firm), "çok uluslu girişim" (multunatinonal enterprise), "ulusrarötesi şirket" (transnational corporation), "uluslararası şirket" (international corporation) terimlerini verebiliriz. Bu da bize çok uluslu şirketlerin adında bile tartışmaların sürdüğünü ve henüz bir görüş birliğine varılamadığını ve onuç olarak ortak bir isim ve tanıma ulaşılamadığını gösterir. Bu durum çok uluslu şirketlet olgusunun ekonomi ve işletme teorisinde oldukça yeni ve bu şirketlerin yapı ve faaliyetlerinin değişik ve karmaşık oluşundan kaynaklanmaktadır.

Çok uluslu şirketleri ifade temek için kullanılan terimlerin hemen hepsi bu şirketlerin en az bir yönünü göstermekte yada belirli özelliklerine ağırlık vermektedir. Bu terimlerden günlük konuşma ve literatürden en yaygın biçimde kullanılanları "çok ulus şirket", "çok uluslu firma" ve "çok uluslu teşebbüs" terimleridir. Bu çalışmada kavram karışıklığına yer vermemek için "çok uluslu şirket" terimi kullanılmıştır.

Çok uluslu şirketler ve bu şirketlerin yabancı ülkelerde yapmış oldukları yatırımlar, son yıllarda ekonomik, sosyal ve siyasal sonuçları bakımından bütün boyutları ile inceleme konusu yapıldığı halde, bugüne kadar çok uluslu şirket kavramının herkes tarafından kabul edilen kesin bir tanımı yapılmammıştır. Bu nedenle de çok uluslu şirketler teoride çeşitli yönlerden ele alınıp değişik şekillerde tanımlanmıştır. Bu durum çok uluslu şirketlerin çok yönlü özelliklerinden hangisinin böyle bir tanımı oluşturmada temel alınacağı konusunda görüş birliğine varılamamış olmasından kaynaklanmaktadır.

Önce değişik biçimlerde ululararası faaliyetleri bulunan şirketlere örnek verelim:
A şirketi 80 ülkede faaliyet göstermektedir. Bu ülkelerde satış büroları kurmak suretiyle ülke içinde üretilen malları pazarlamaktadır.
B şirketi 28 ülkede üretim faaliyetinde bulunmaktadır. Bu ülkelerde ürettiği malları yine çeşitli ülkelerde satmaktadır.
C şirketi dış ülkelerde çeşitli faaliyetlerde bulunmakta, personel politikasını dışa dönük olarak tespit etmekte ve personelik ve özellikle yöneticilerinin büyük bir bölümünü faaliyet gösterdiği ülkeden almaktadır.
D şirketi organizasyonunu uluslararası düzeyde saptamakta ve faaliyetlerini çeşitli bölgelere ayırmaktadır.
E şirketi çeşitli ülkelerde lians anlaşması yapmaktadır.
F şirketi çeşitli ülkelerde ortaklıklar kurmak suretiyle faaliyetlerini yürütmektedir.
G şirketi ise genel merkezinde 18 ülkeden temsilci bulundurmaktadır. Yöneticilerin çoğu en az iki dil bilmektedir. Şirket merkezindeki kadronun yüzde 30'unu yabancılar oluşturmaktadır.

Yukarıda verdiğimiz örneklerdeki şirketler, değişik derecelerde uluslararası faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Burada akla gelen soru, bu şirketlerin hangileri çok uluslu şirket sayılacaktır, başka bir deyişle çok uluslu olmayı belirleyen ölçütler var mıdır?

Çok uluslu şirket olmayı belirleyen herkes tarafından kabul edilmiş bir ölçüt veya ölçütler bulunmamakla beraber, konuyla ilgilenenler çeşitli ölçütler ortaya atmışlar ve bu ölçütlere göre çok uluslu şirketleri tanımlamaya çalışmışlardır. Şimdi bu ölçütleri ve bu ölçütlere göre yapılan çok uluslu tanımlamalarını inceleyelim.

-Faaliyetlerin Niteliği:

Çok uluslu şirket " (multinational corporation) terimini ilk kez ortaya atan kişi olara belirtilen David E. Liliendthal 1960 yılında yapmış olduğu bir konuşmada, çok sayıda büyük ve hatta orta büyüklükteki Amerikan ortaklığının çeşitli biçimlerde başka ülkelerde faaliyetlerde bulunduğunu kaydetmiş ve bu faaliyetlerin 1950'lerden sonra büyük ölçüde arttığını, gelecekte de hızla çoğalıp genişleyeceğini belirttikten sonra çok uluslu şirketleri, merkezleri bir ülkede bulunan ve fakat aynı zamanda başka ülkelerin kanun, örf ve adetlerine uyarak faaliyette bulunan ve yaşayan ortaklıklar olarak tanımlamıştır.

Lilienthal'e göre "çok uluslu" kavramı birden çok ülkede faaliyette bulunma anlamına geliyordu. Ancak kavram konusunda daha fazla bir açıklamaya yer vermemiş, bununla beraber hangi tür faaliyetlerin bu tanıma gireceğine kısaca değinmişti. Lilienthal, "faaliyette bulunmak" ifadesiyle kendi ülkesi dışında doğrudan doğruya yönetim (işletme) sorumluluğu olan sınai ve ticari faaliyetleri kastettiğini açıklamış ve sadece portföy yatırımları , satış acenteliği ve dağıtım örgütü gibi çalışmaları ifade etmediğini belirtilmiştir. Görüldüğü üzere bu yaklaşımda ağırlık firmanın yapısal özelliklerindedir. Sadece birden fazla ülkede faaliyette bulunmak veya faaliyette bulunulan ülke sayısı değil, aynı zamanda bu faaliyetlerin niteliği de vurgulanmaktadır.

-Mülkiyet Yapısı:

Çok uluslu şirketlerin tanımlanmasında yine yapısal özelliklere ağırlık veren bir başka yaklaşımda şirketin faaliyetlerini değil, mülkiyet yapısını ele almaktadır. Buna göre "çok uluslu şirket", birçok ülkelerden gelen veya başka bir ifadeyle değişik ülke vatandaşlığını taşıyan kişilerin sahip olduğu bir şirkettir.

"Multi" (çok), genellikle birden fazla elemandan oluşma anlamına gelir ve bu nedenle "multinational" (çok uluslu) deyimi ile birden çok ulustan oluşmak anlamındadır.

Çok uluslu şirketlerin mülkiyet yapısı veya sahipliği ne ölçüde dikkate alınabilir? Her şeyden önce çok uluslu şirketler genellikle yabancı ülkelerdeki yavru şirketlerinde payların tamamını ellerinde bulundurmak istemektedirler. Bunun nedeni azınlık pay sahiplerinin ortaya çıkarabilecekleri çeşitli engellemelerden uzak ve tam bir uyum içinde çalışma arzusudur. Ancak böylelilkle dünya çapında uygulayacakları "global strateji" başarılı olabilecektir. Ancak bazı ülkelerde yürürlükteki yasalar mahalli girişimcilerin de belirli oranlarda iştiraklerini öngörürse, sadece o zaman bu yola gidilmektedir.

Öte yandan çok uluslu şirketin mülkiyet yapısında "çok ulusluluk" üzerinde durulduğu zaman, sadece ana şirketin yabancı ülkelerde sahip olduğu yavru şirketlerde yerli girişimcilerin katkısı aranmamalı, aynı zamanda ana şirketi oluşturan pay sahiplerinin de çok uluslu niteliği üzerinde durulmaladır.

Bu ilke benimsenince bir şirketin çok ulusluğu konusunda mülkiyetinin dağılımına bakıldığında ana şirketin pay sahiplerinin de dünya üzerinde çeşitli ülkelerde olması gerekecektir. Ancak hemen belirtelim ki, bu koşullar uygulamada etkili olan unsurlar arasında yer almazlar. Büyük şirketlerde artık "mülkiyet" ile "yönetim" kavramlarının birbirinden ayrıldığı dikkate alınmalıdır. Bu durumda gerek ana şirkette ve gerekse ona bağlı olarak faaliyet gösteren diğer şirketlerde pay sahipliği gerçek güç dengesinin kontrol mekanizmasının nerede olduğunu tam olarak gösteremez.

Durum böyle olmakla beraber, uluslararası sermaye piyasasında son zamanlarda görülen gelişmeler birçok şirkette yabancı pay sahiplerinin gittikçe artan oranlarda yatırım yaptığını göstermektedir. Bütün bu gelişmeler çok uluslu şirketlerin pay sahipleri topluluğunun "çok uluslulaşma" eğilimini göstermekle birlikte, yukarıda belirtilen nedenlerle çok uluslu şirket tanımlamasında bu ölçütün önemli bir rol oynamayacağı açıktır.

-Yöneticilerin Vatandaşlığı:

Büyük şirketlerde mülkiyet ile yönetim arasında ayrılık sözkonusu olduğuna göre pay sahiplerinin çok sayıda olması ile bunların yönetime etkili bir biçimde katılamamaları sözkonusu olmaktadır. Küçük bir anonim şirket yapısında, önemli ölçüde pay sahibi olanların yönetim kurulunda yer almaları görülürken, pay sahipleri binlerle ve hatta milyonlarla ifade edilen şirketlerde bunların yönetimde etkili olmaları sözkonusu olamaz. Durum böyle olunca, çok uluslu şirketlerin pay sahiplerinin milliyetine değil de yöneticilerin milliyetine ağırlık veren bir tanım ne ölçüde geçerli olacaktır?

Çok uluslu şirket bünyesinde yüksek düzeyde karar alan yöneticilerin bağlı oldukları ulusara göre ayırım yapan bu yaklaşımda "çok uluslu şirket", yöneticileri çeşitli ülke vatandaşlarından oluşan bir şirket olarak tanımlanmaktadır, Bu özelliği hareket noktası olarak alan görüş, böyle bir şirketin belirli bir ülke çıkarını üstün tutmayacağını ve dünya çapında bir nitelik kazanacağını savunur. Ancak bu konuda şu noktayı da dikkate almak gerekir. Çok uluslu şirketlerin yönetici kadrolarında görev alanların milliyeti önemli bir unsur olarak kabul edilirse, yalnızca yabancı ülkelerde bulunan yavru şirketlerin yöneticilerinin "çok uluslu" olması yeterli kabul edilmemelidir. Bu yavru şirketler, tek bir merkezden, kaynak ülkedeki ana şirketten yönetildiğine göre, esas dikkate alınacak ana şirket yöneticileri olması gerekir. Gerçek anlamda çok uluslu bir şirkette yerel işletme yöneticilerine yükselme olanağı tanınmalı ve bunun sonucu olarak çok uluslu şirketlerin üst düzeydeki yönetim kadrolarının çeşitli uluslara mensup kişilerden oluşması sağlanmalıdır.

Gerçek bir çok uluslu şirkette personel, ana şirketle yavru şirketler arasında değişebilir olmalıdır. Ancak uygulamada genellikle şirketin üst düzey yönetiminde kaynak ülke yöneticileri bulunmaktadır. Gerçekte şimdiye kadar çok uluslu şirketler, yavru şirketlerde yükselen elemanları ana şirket yönetim görevlerine atamakta çekingen davranmaktadırlar. Zamanla bu durumun değişmesi çok uluslu bir personel politikasının kabul edilmesi beklenebilir. Yabancı ülkelerdeki yöneticilerin ana şirket üst düzey yönetiminde görev alabilmesi şirkete "çok uluslu" bir görüntü sağlayabilecektir. Günümüzde böyle bir duruma ender rastlanılmaktadır.

-Faaliyetlerin Bütünlüğü:Bu yaklaşımda şirketin bütünlüğünü ilgilendiren üretim, teknoloji seçimi, kaynakların kullanım ve dağılımı, rekabet ve pazarlama gibi konularda karar alma ve kontrol mekanizmasının merkezileşmesi yada bu kararların merkezin bulunduğu ülkede saptanması tanımlanmada ağırlık kazanıyor. Buna göre çok uluslu şirket, gelir yaratıcı ekonomik faaliyetlerini birden çok ülkede sürdüren ve bağlı kuruluşları arasında şirket bütünlüğünün sağlanması bakımından karar verme ve kontrol mekanizması yoluyla temel faaliyetlerde entegrasyonu gerçekleştirmiş bulunan bir şirket olarak tanımlanmaktadır.

Bir görüşe göre, toplam sermayenin %51-100 arasında bir oranın ana şirkete ait olması, üretimle ilgili önemli kararların ana şirket tarafından alınmasını sağlayacaktır. Tugendhat, üretim kararlarının bir merkez tarafından alınmasının çok uluslu şirket olmanın en belirgin özelliği olduğunu kabul etmekle birlikte, bu gücü sağlayanın, yavru şirketteki sermaye payından çok ana şirketin oligopolistik yapısı olduğunu ileri sürmektedir. Bu yapıyı belirleyen özellikler ise, büyük ölçekte üretim, patentlerle korunmuş bir teknoloji, üretimde mal ve fiyat farklılaştırması, pazarlama ve işletme bilgilerinde üstünlüktür.

-Yöneticilerin Sorunlara Bakış Açısı:

İşletmecilerin çok uluslu şirketlere yaklaşımda uygulamak istedikleri bir başka yöntem de davranış bilimlerinin etkisinde kalan, şirket yöneticilerinin davranışlarını inceleyen bir görüşü temsil eder. Buna göre çok uluslu şirket üst düzeydeki yönetimin "uluslararası düşündüğü" bir şirkettir. Drucker'a göre çok uluslu şirket, ortaklık merkezi bir ülkede olan fakat örgütlenmesinde faaliyetinde öngördüğü hedeflerde dünya çapında hareket eden, üst yönetimi tek bir ülke veya bölge ile ilgili olmayan bir şirkettir. Şu halde çok uluslu bir şirketin uluslararası faaliyetleriyle ilgilenen üst yöneticisi de, yatırım seçeneklerini dünya çapında var olan olanaklara göre değerlendiren ve dışarıdaki yatırım fırsatlarını içerdekilerle eşit ölçüde kabul eden bir kimse olacaktır.

Hangi şirketlerin çok uluslu hangilerinin ulusal nitelikte olduğunu saptamakta "yöneticilerin sorunlara bakış açısı" ölçütü de yeterli değildir. Çünkü çok uluslu şirketlerin bugüne dek, yalnızca az gelişmiş ülkelerde değil, fakat yatırım yaptıkları gelişmiş ülkelerde değil, bile tarafsız bir politika izlemedikleri ve bağlı oldukları ülkelerin çıkarlarını öne aldıkları ile sürülmemektedir.

-Kaynakların Dağılımı:

Çok uluslu şirketlerin tanımlanmasında bunların yapısal özelliklerinden çok performansına ağırlık veren yaklaşımlar da bulunmaktadır. Bu yaklaşım da çok uluslu şirket, toplam satışları, karı, çalışanların sayısı, mal varlığı gibi belirli iş özelliklerine göre tanımlanır ve bu özellikler bazen oransal ve bazen de mutlak olarak savunulur.

Mutlak ölçüye göre, bir şirket eğer belirli bir miktar kaynağını yabancı faaliyetlere bağlamışsa çok uluslu şirket olarak nitelendirilir. Nisbi ölçüye göre ise, bir şirket finansal, teknolojik ve beşeri kaynaklarından önemli bir bölümünü denizaşırı faaliyetlere ayırması halinde çok ulusul nitelik kazanır. Başka bir deyişle, bir şirket eğer büyümesini ve gelişmesini birden fazla ülkeye dayandıracak büyüklükte birden fazla ülkede faaliyet gösterirse çok ulusludur.

Nisbi ve mutlak ölçüler arasında bir çelişki bulunmaktadır. Bir şirket kaynaklarının yalnızca küçük bir bölümünü yabancı faaliyetlere ayırmasına rağmen, büyük bir şirket olarak yabancı ülkelerdeki faaliyetlerinin çapı da büyüktür. Buna karşılık, bir şirket kaynaklarının büyük bir kısını yabancı faaliyetlere bağlamıştır, ancak oldukça küçük bir şirket olduğu için faaliyetlerinin çapı da küçüktür. Bu şirketlerden hangisi çok uluslu şirket sayılacaktır? Bu çelişki nedeniyle, bu ölçü çok uluslu şirket tanımlamasında esas alınamaz.

Bazı kişiler bir şirketin çok ulusluluğunu tek bir ölçüte göre değil, birden çok ölçüte göre değerlendirmektedir. Örnek olarak; önemli bir çokuluslu şirket olarak nitelendirilen IBM'in 1970'li yıllarda Dünya Ticareti Başkanı olan G.Maisonrouge bir şirketin çok ulusluğunu belirleyen beş temel ölçütün bulunduğunu belirtmiştir.

1.Şirket çeşitli ülkelerde faaliyetlerde bulunmalıdır. İki yada üç ülkede faaliyette bulunan şirketi çok uluslu şirket olarak niteleyemeyiz. Çeşitli ekonomik gelişme aşamasında bulunan birçok ülkede şirketin faaliyetleri bulunmalıdır.

2.Gerçek bir işletmenin sahip olduğu araştırma, geliştirme, üretim, satış, hizmet ve benzeri eylemlerin aynısını sürdürüldüğü, yabancı yavru şirketlere sahip olmak gerekir.

3.Bu yavru şirketlerde o ülke kişilerinden çaşılanlar bulunmalıdır. Bunlar, yerel ortamı başkalarından çok daha iyi tanırlar ve bu şirketin ülkeye uyum sağlamasına yardımcı olurlar.

4.Çeşitli ülkelerden gelen kişilerden oluşmuş çok uluslu bir yöneticiler kümesi olmalıdır. Böylece, bir ulustan olan kişilerin örgütte çok daha ağırlık kazanması önlenir.

5.Çok uluslu bir pay senedi sahipleri kümesi olmalıdır. Pay senetleri çeşitli ülkelerdeki kişilerin elinde bulunmalıdır.

Gerçekte, bu beş ölçütü tümüyle taşıyan bir çok uluslu şirkete rastlamak son derece zordur. Birinci ve ikinci ölçütlere ağırlık verdiğimizde bugun pek çok şirketin çok uluslu niteliğine girmekte olduğu görülür. Bu beş ölçütü de taşıyan çok uluslu şirketlerin başlıca örnekleri, General Motors, Caterpillar Tractor, Eastman Kodak ve IBM'dir.

Çok uluslu şirketleri, uluslararası faaliyet gösteren işletmelerin gelişim aşamalarını dikkate alarak tanımlayan yazarlarda bulunmaktadır.

Harvard Üniversitesi profesörlerinden Richard Robinson çok uluslu şirketleri, bu şirketlerin geçirmiş oldukları aşamaları esas alarak bunların evrim dönemlerine göre dörtlü bir ayırım yaparak tanımlamaktadır. Robinson'a göre;

-Uluslararası Şirket:

Uluslararası faaliyetlerin bir merkezde birleştirildiği ve yabancı piyasalara girmek için direkt yatırım hariç bütün stratejileri dikkate almaya hazır bir şirkettir. Uluslararası şirkette karar organlarınca yüksek düzeyde merkezi kontrol sürdürülür, ülke dışı görevlerde kaynak ülke vatandaşları görevlendirilir.

-Çok Uluslu Şirket:

Yapı ve politika olarak yabancı ülkelerdeki faaliyetler ile dahili faaliyetler arasında bir farkın gözetilmediği ve şirket amaçlarını gerçekleştirmek için mevcut kaynakların ulusal sınırlar dikkate alınmadan dağıtıma tabi tutulduğu şirkettir. Mülkiyet açısından ulusal nitelik gösterirse de yönetim ulussuzdur.

-Uluslarötesi Şirket:

Mülkiyet açızından çok ulusludur, aynı zamanda yöneticileri de çok uluslu nitelik gösterir. Karar verme mekanizması merkezileştirilmiştir, fakat herhangi bir ulusla bağımlı değildir. Şirket tek bir ulusa sadakatini kaydeder.

-Uluslarüstü Şirket:

Uluslararası bir anlaşmayla kurulan, uluslararası bir örgüt tarafından tescil ve kontrol edilmek suretiyle hukuki olarak milliyetini ortadan kaldıran şirkettir. Bu şirket yapısal, psikolojik ve hukuki yönlerden hiçbir ülkeye bağlı olmadan ortaklık amaçlarını gerçekleştirecek, yalnızca kendisini denetleyen uluslararası siyasi tejime bağlı olacaktır. Uluslarüstü şirket bugün için kuruluşu hukuken imkansız olan bir modeli yansıtmaktadır.

Çok uluslu şirketlerin yukarıda verilen tanımları dışında, çeşitli yazarlarca yapılmış birçok tanımı bulunmaktadır. Bu tanımlar, yukarıda verilen tanımların bir sentezi şeklindedir.

Yatırım faaliyetlerini birden fazla ülkede sürdüren ve üretimle ilgili kararları bir merkezden alan veya çeşitli yollarla bağlı şirketlerin kararlarını etkileyebilen şirketler, çok uluslu şirketlerdir.

Çok uluslu şirket, çeşitli ülkelerde değişik tabiyette olan ancak, pay sahipliği yönetimde konrol veya sözleşme ile birbirlerine bağlı ve merkezi (ortak) bir yönetim altında faaliyetini sürdüren ve tek bir ekonomik işletme halinde çalışan şirketler topluluğudur.

Çok uluslu şirket, iki veya daha fazla ülkede genel bir yönetim stratejisi altında işletme kaynaklarının ülkeye bakılmaksızın dağılımı ile mülkiyet ve üst yönetim çok uluslu olmasıdır.

Çok uluslu şirket, ikiden çok ülkede bağlı şirketleri aracılığı ile gelir yaratıcı yatırım ve üretim faaliyetlerinde bulunan, şirket varlık ve bütünlüğünü evrensel düzeyde ilgilendiren konularda karar alma ve uygulamada merkezileşmiş, üst düzey yöneticeleri karar ve davranışlarında milliyetçilik ilkelerinden uzaklaşmış görünen ve ekonomik faaliyetlerinde bütünleşmiş şirketler topluluğudur.

Çok uluslu şirket, direkt yabancı sermaye yatırımları yaparak birden fazla ülkede gelir getiren aktif değerlere sahip olan veya bunları kontrol eden, dolayısıyla kaynak ülke dışında mal ve hizmet üreten özetle uluslararası üretim yapan firmadır.

Birden fazla ülkedeki üretim araçlarını yönetebilen, yönetimin ve faaliyet alanının çok uluslu olduğu, ortak strateji ve mülkiyet esasıyla birbirine bağlı şirketler çok uluslu şirketlerdir.

Çok uluslu şirket, dış pazarlara ve üretime dünya çapında yaklaşan, gerek ulusal ülkesindeki ve gerekse yabancı ülkelerdeki faaliyetlerini global bir felsefe içinde entegre eden bir şirkettir.

Çok uluslu şirketler, bir ana merkezi bulunan ve değişik ülkelerde bu ana merkeze bağlı olarak faaliyet gösteren şubelerden oluşan bir şirketler topluluğudur.

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi, çok uluslu şirketlerin yapı ve faaliyetlerinin açıklığa kavuşturularak uluslararası bir hukuki statü verme ve tabi olacakları uluslararası hukuk kurallarını oluşturma çabalarına yardımcı olmak amacıyla bir çok uluslu şirket tanımlaması yapmıştır. Konsey'e göre çok uluslu şirket;

a. Ekonomik işletme birimlerinin hukuki şekli ve uğraşı alanlarına bakılmaksızın iki yada daha fazla ülkede faaliyet gösteren,

b. İşletme birimleri arasında evrensel stratejiyi oluşturmak üzere, uyumlu ve ortak politikaların saptanmasını sağlayan bir yada birden fazla karar olma merkezlerinin etkin bir kontrolüne dayalı bir karar alma sistemi altında nüfuzun sahiplik veya birimler arasındaki diğer bağlar yoluyla kullanıldığı,

c.Bilgi, kaynak ve sorumlulukların birimler arasında paylaşıdığı,
ekonomik işletmelerden oluşan ticari bir teşebbüstür.

Yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere çok uluslu şirket tanımı, bu şirketlerin yapı ve özelliklerine yaklaşımla yakından ilgilidir. Her tanım, bu şirketlerin farkı bir özelliğine ağırlık vermekte ve bazı unsurları tanımlamada gerek görmemekte, sonuç olarak da ortak bir tanıma ulaşılamamaktır. Bununla birlikte aşağıda verilen tanımın, bu şirketleri en iyi ifade ettiği söylenebilir.

"Çok uluslu” terimi, fazla karmaşık görünebilirse de uluslararası faaliyetleri olan içe dönük işletmelerle, gerçek dünya ortaklıkları arasında bir çizgi rolü oynar. İki unsur ağır basmaktadır. Bunlardan birincisi, en az bir yabancı ülkede bir üretim birimi veya üretim unsuru oluşturacak direkt yatırım olmasıdır. İkincisi, yöneticilerin pazarlama, üretim ve araştırma konularında kararlarını dünyanın herhangi bir yerinde mevcut seçenekleri dikkat alarak vermeleridir.

2-Çok Uluslu Şirketlerin Temel Özellikleri:

Çok uluslu şirketlerin, farkı kişi yada kuruluşlarca ileri sürülen tanımlarından çıkarılan ve bu tanımlarda vurgulanmayan temel özellikleri aşağıda sayılmıştır.

1. Çok uluslu şirketler, birden çok ülkede faaliyette bulunurlar. Görüldüğü gibi asıl özellik, uygulamada mülkiyetin ülkeler arasında dağılımından çok faaliyetin dağılımında yoğunlaşmıştır.

2.Asıl faaliyet alanları bir yada birden çok mal ve hizmetin uluslararası düzeyde üretimi, dağıtımı ve pazarlanması olup, dış doğrudan yatırım ve teknoloji yönetim ve organizasyon transferi yaparlar.

3-Çok uluslu şirketler, kendilerine bağlı tüm kuruluş ve uzantıların faaliyet ve yönetimlerini merkezi kararlarla etkiler veya kontrol ederler.

4.Çok uluslu şirketlerin güçlü bir finansal yapıları vardır.

5.Modern ve üstün bir teknolojiye sahiptirler. Bunun uluslararası dağılımı, şirketin merkezi karar organlarınca ve şirketin evrensel stratejileri doğrultusunda yapılır. Teknolojik araştırmalar genellikle şirket sistemi içinde araştırma ve geliştirme birimi yada kuruluşlarınca yürütülür ve bu konularda bir çeşit oligopolistik yapıya sahiptirler.

6. Uzmanlaşılan mal ve hizmetlerle ilgili olarak merkezi plan ve programlar, şirket bütünlüğü açısından uluslararası düzeyde yapılır.

7. Çok uluslu şirketlerle çoğu kez ana devletleri arasında organik bir ilişki bulunur. Bu ilişki ya ortaklık şeklinde ya da ekonomik, politik ve mali vb. destek biçimindedir.

8. Çok uluslu şirketler temelde özel sermayeye dayanır. Ancak, bu sermayenin sahipliği genellikle anonimleşmiştir. Bu yüzden, sahiplikle yönetim birbirinden ayrılmış olup yöneticiler nisbi olarak küçük bir "yönetsel" gruptur.

9. Şirket bütünlüğü ve ana ülke kâr/kazanç ve ekonomik çıkarlarının, global ölçüde maksimize edilmesi ana ilkedir.

10. Faaliyet alanlarıyla ilgili olarak aksak rekabet şartlarını (monopol, oligopol) evrim-oluşum sürecinde bizzat yada aralarında anlaşma yoluyla oluşturmuşlardır.

11. Çok uluslu şirketler, ulusal ve uluslararası ekonomik, siyasal v.b. güçlükleri aşarak yaygınlaşan kapitalizmin günümüzdeki aşaması niteliğindedir.

12. Çok uluslu şirketler, sistem ve ideoloji, gelişmişlik-azgelişmişlik farkları gözetmeksizin uluslararası boyutlarda yatay ve dikey bütünleşmelerle hem şirket bünyesinde hem de aralarında esnek ve dinamik bir organizasyon şebekesi geliştirmişlerdir. Bu yapı içinde gizlilik, karar ve kontrollere uyum esastır.

13. Çok uluslu şirketlerin ulusal ve uluslararası istikrarsızlıklardan uzun dönemde etkilenme olasılıkları nisbi olarak düşüktür.

14. Tüm bu ve benzeri özellikleri nedeniyle üretim fatör ve imkanlarının uluslararası dağılımında şirket sistemi açısından rasyonellik ve optimalliğe ulaşarak maliyetlerde tasarruf yapıbilirler.

15. Çok uluslu şirketler, sonuç olarak, esnek ve dinamik yapıda firma yada firmalar grubu olup sadece çok uluslu değil, bununla birlikte ve bundan daha çok "çok boyutlu" niteliktedirler.