Only visible to XING members.

GRAMAFON MÜZİĞİ!

GÜNAYDIN!
HAFTA SONUNUZ GÜZEL GEÇSİN...

Nostalji diye buna denir.

Listedeki dilediğiniz şarkıları taş plaklardan dinleyeceksiniz.
Yanlız ilk bir iki parçada bekleme süresi biraz uzunca sürüyor.
Biraz sebrederseniz, beklediğinize değecek.

Tıkla, dinle, eski müzikler....

GRAMOFON KOLEKSİYONCUSU

http://www.gramofonkoleksiyoncusu.com/tas_plak_dinletisi.php...

Dinlemek istediğiniz parçaya tıklayınız.

Munir Nurettin SELÇUK Kalamış
Munir Nurettin SELÇUK Dönülmez Akşamın Ufkundayız
Safiye AYLA Muhabbet Bağı
Safiye AYLA Sarı Kurdelem Sarı
Hamiyet YÜCESES Kadifeden Kesesi
Hamiyet YÜCESES Çile Bülbülüm Çile
Müzeyyen SENAR Feraye
Müzeyyen SENAR Ben Giderim Batuma
Abdullah YÜCE Bu Ne Sevgi Ah Bu Ne Izdırap
Abdullah YÜCE Bir Sigara İç Oğlan
Sabite Tur GÜLERMAN Bahar Pembe Beyaz Olur
Behiye AKSOY İnleyen Nağmeler
Behiye Aksoy At Kadehi Elinden
Zeki MÜREN Bir Muhabbet Kuşu
Zeki MÜREN Manolyam
Zeki MÜREN Pencerenin Perdesini
Secaattin TANYERLİ Sana Nerden Gönül Verdim
Secaattin TANYERLİ Papatya
Raj KAPOOR Avare
Aliye AKKILIÇ Ay Dolanaydı Gün Dolanaydı
Nezahat BAYRAM Dedim Gız Yaşın Nedir
Muzaffer AKGÜN Ceviz Oynamaya Geldim Odana
Mediha DEMİRKIRAN Karam

Parçaların tümünü aralıksız dinlemek için tıklayınız.

Yasemin Pehlivan Dr. Yasemin Pehlivan Moderator

Re: GRAMAFON MÜZİĞİ!

Yakup Bey,

Bu muhteşem sanat musikisi ziyafeti için teşekkürler..

İnanın çok makbule geçti..

Hele de gramafonla olması daha bir güzel...

Bu güzel linki bulup bizlerle paylaşmanızdan çok mutlu oldum..

Emeğinize sağlık...

Yakup Yücesu yazdı:
> GÜNAYDIN!
> HAFTA SONUNUZ GÜZEL GEÇSİN...
>
> Nostalji diye buna denir.
>
> Listedeki dilediğiniz şarkıları taş plaklardan dinleyeceksiniz.
> Yanlız ilk bir iki parçada bekleme süresi biraz uzunca sürüyor.
> Biraz sebrederseniz, beklediğinize değecek.
>
> Tıkla, dinle, eski müzikler....
>
> GRAMOFON KOLEKSİYONCUSU
>
>
> http://www.gramofonkoleksiyoncusu.com/tas_plak_dinletisi.php...
>
>
>
>

Yasemin Pehlivan Dr. Yasemin Pehlivan Moderator

Re^2: GRAMAFON MÜZİĞİ!

Vikipediada Gramafon ve pikap için bilgiler şöyle:

Gramofon veya fonograf eski Yunanca fone (ses) ve grammein (yazmak) kelimelerinden kaynaklanıyor. Bu makinenin ses ve müzik kayıtı veya dinleme olanakları bulunmaktadır. İlk patenti, 29 Eylül 1887 Alman bilim adamı Emil Berliner tarafından alındı.

Gramofon bir yuvarlak ince taş plak ile, fonograf ise bir silindir ile çalışır. Fonografı ilk tasarlayanlardan biri ünlü Thomas Alva Edison'dur. İlk müzik çalar kutusu günümüzde hala dinlenmektedir.

Plaklar üzerine tespit edilmiş olan esasları tekrarlamaya yarayan alet gramafon iki bölümden ibarettir: Plak ve makine.

Plak, gomalaka ve mumlu maddelerle (son yıllarda plastik maddelerle) yapılan bir disktir.İki yüzünde helezon şeklinde oyuklar vardır. Bu oyuklar, girintili çıkıntılıdır. Özel olarak yapılmış olan gramafon iğnesi, bu oyuklar arasında dolaşırken, meydana gelen titreşimler, plağa alınan sesin tekrar duyulmasını sağlar.

Makine, plâğın devamlı olarak ve aynı hızda dönmesini sağlayan bir motor ile, sesi yansıtan bir bölümden ibarettir. Motor, zemberek ya da elektrikle çalıştırılabilir. Her iki şekilde de dakikada ortalama olarak 78 devir yapılır. Elektrikle çalışan gramafonlara pikap adı verilir.

İğne, plâk üzerinde dolandıkça, oyukların girinti ve çıkıntısına göre meydana gelen titreşimler, iğnenin bağlı bulunduğu diyagrama yansır, ses titreşimleri, diyagram ve ses kutusu yardımı ile büyütülerek aksettirilmiş olur.

Gramafon 1877 yılında Edison tarafından icat edilmiş olan fonografın geliştirilmiş şeklidir.

Plâk nasıl doldurulur?

Balmumundan yapılmış düz ve daire biçimli kalıplar, gramafona benzeyen bir makineye konur. Bu makine, balmumundan kalıbı, belli bir hızla döndürür. Kalıbın üzerine bir iğne konmuştur. Bu iğ ne bir diyaframa bağlıdır.

Makinenin karşısında yapılan bir konuşma ya da söylenen bir şarkı, havayı titreştirir, hava da diyagramda titreşimler meydana getirir. Bunun sonucu olarak, diyagrama bağlı olan iğnede de titreşmeler olur. iğne, titreşerek, dönmekte olan balmumu kalıbı üzerinde, titreşme durumuma göre inişli çıkışlı çizgiler çizer. Böylece, bir kalıp elde edilmiş olunur. Bu kalıptan nikel kalıplar çıkarılır. Sonra da bu nikel kalıptan, bildiğimiz gramafon plâkları çoğaltılır.

İlk müzik çalar kutusu. Günümüzde hala dinlenmektedir.

"http://tr.wikipedia.org/wiki/Gramofon"

Yasemin Pehlivan Dr. Yasemin Pehlivan Moderator

Re^3: GRAMAFON MÜZİĞİ!

Taşplaklara dair vikipediadaki bilgi ise şöyle:

İki tarafında da ses sinyalleri kaydedilmiş en ilkel plak türüdür. 1890'larda ortaya çıktı. Aslında 78,26 devir'de okunabilen plak türüdür. Üretimi neredeyse 1940'lı yıllara kadar devam etse de, çok kırılgan olması nedeni ile kullanımı dikkat isteyen bir plak türüdür. Üretiminde kullanılan ebonit maddesinin yapısından dolayı Türkiye'de bu isimle anılmaktadır. Özellikle gramofon ve motoru 78,26 devri destekleyen pikaplar ile okunabilir.

"http://tr.wikipedia.org/wiki/Ta%C5%9F_plak"

Yasemin Pehlivan Dr. Yasemin Pehlivan Moderator

Re^4: GRAMAFON MÜZİĞİ!

Benim de Taşplaklara dair sevdiğim anılarım vardır...

Dost Meclislerinde , arkadaş ortamlarında özellikle de Ankara İstanbul arası o uzun yataklı tren seyahatlerinde önce Haydarpaşa veya Ankara Garda Başlayıp sonra Trenin restoranında devam eden şarkılı şiirli gecelerin fonundaki o taş plakların sesleri ve melodileri ve o ince sazlar hala aklımdadır...

Yasemin Pehlivan Dr. Yasemin Pehlivan Moderator

Re^5: GRAMAFON MÜZİĞİ!

Ve Haramileden "Mavi Duvar " şarkısını da çok severim...

"Gramafon da eski alaturka
Hoşuna gider bilirim.. der...

http://www.dailymotion.com/video/x5nfax_haramiler-mavi-duvar-ek-wwwaksiyimo_music

Duvarları maviye boyadım
Maviyi çok seversin
Penceremde menekşeler dizili
Sularken şarkı söylersin
Gramafon da eski alaturka
Hoşuna gider bilirim

O Yaseminin içinde
Denize nazır
Sabaha kadar bekledim seni
Birden dalgalar dedi ki gelmeyeceksin

Birden çıktım viraneden
Koşa koşa indim kumsala
Acı acı sövdüm sonra
Yüzümü kırbaçlayan rüzgara

Yasemin Pehlivan Dr. Yasemin Pehlivan Moderator

Re^6: GRAMAFON MÜZİĞİ!

Tren deyince aklıma geldi:

Şöyle bir haber okumuştum..

"Atatürk'ün 1935 yılına kadar seyahat ettiği treninde bulunan, 70 taş plak kapalı kutular içinde CD olmayı bekliyor. Plaklar arasında tangodan türküye, klasik müzikten sanat müziğine kadar Atatürk'ün sevdiği pek çok yapıt bulunuyor.

Devlet Demir Yolları Müzesi Müdürü Servet Sarıaslan, plakların koruyucu zarflar içinde saklandığını, ancak çoğaltılmamaları durumunda başlarına gelecek herhangi bir kötü olay sonrasında, bir tarihin yok olabileceğini
söyledi."

Atatürk `ün taş plak koleksiyonunu CD `ye aktarmak için TRT Ankara Radyosu ve Popstar isimli programın yapımcısı Osmantan Erkır `ın STR isimli prodüksiyon şirketi harekete geçti. Zaman`da 16 Mayıs 2004 tarihinde `Atatürk `ün 70taş plağı CD `ye aktarılmayı bekliyor` başlığı ile yer alan haberden sonra, taş plakların bulunduğu Devlet Demir Yolları `na (DDY ) ait Atatürk Müzesi `nde bulunan 70 parçadan oluşan Atatürk `ün koleksiyonuna TRT ve Osmantan Erkır `ın prodüksiyon şirketi ilgi gösterdi. Plakları CD `ye aktarma işlemini gerçekleştirmek isteyen her iki kuruluş da DDY `ye başvurdu.

Yasemin Pehlivan Dr. Yasemin Pehlivan Moderator

Re^7: GRAMAFON MÜZİĞİ!

40 Yıllık Taş Plak Sevdalısı Şevki Sünnetçinin öyküsü şöyle:

Eskiden berber olan Şebki Bey şurada taş plak satılıyor haberi geldiğinde, müşterisinin yüzünü sabun içinde bırakıp gidermiş. Şevki Baba 40 yıldır taş plak topluyor.
Günlük yaşamın koşuşturması içinde çeşitli mekanlarda; sokakta, okulda, iş yerinde ve çoğunlukla meyhanelerde farklı öykülerle karşılaşırız. Bu öykülerin bir kısmı sıcaklığıyla sarıp sarmalar bizi; Şevki Baba'nın öyküsünde olduğu gibi...

Tektekçi

Yetmişlik Şevki Baba, İzmir'in Altındağ semtinde benzersiz taş plak arşivi, özgün mezeleri ve benzersiz sohbeti ile konuklarını ağırlıyor ve Tektekçi adlı dört metrekarelik yoğun sigara dumanlı meyhanesinde konuklarına doyumsuz anlar yaşatıyor.

Eşsiz plak arşivi

Kırk yıldır bulduğu her Klasik Türk Müziği plağını alan ve teyp kasetlerine kayıt eden Şevki Baba, 25 yıldır aynı mekanda meyhanecilik yapıyor Şevki Sünnetçi 'nin Edison marka mıknatıslı taş plakları, koleksiyonunun en değerli parçalarını oluşturuyor.

Asıl mesleği berberlik

Asıl mesleğinin berberlik olduğunu söyleyen Şevki Sünnetçi, "Berberlik yaptığım yıllarda, iş esnasında 'şunca yere böyle bir plak gelmiş' diye duyardım. İşimi gücümü yarıda bırakıp o kente gider söz konusu plakları hemen edinirdim. Birçok müşterimin suratını sabunlu, saçlarını biçimsiz bırakıp dükkanımı kapattığımı hatırlıyorum" diyor ve ekliyor:

"O dönemlerde taş plaklara kayıt yapan ünlülerden Hafız Burhan, Galata Köprüsü'nde gazel okurmuş. Bir gün Hafız Burhan'ı dinleyen bir kadın, ağlayan çocuğunu susturabilmek için ağzını sıkıca kapatmış. Gazel bittiğinde kadının ortalığı inleten korkunç çığlığı duyulmuş. Çünkü kadın Hafız Burhan'ı dinlemek sevdasıyla farkında olmadan çocuğunu boğmuş. Şimdi biz müşterilerimizin suratını sabunlu bırakmışız çok mu?"

"Aşkı plakları"

Şevki baba öyküsünü anlatırken Tektekçi'nin müdavimleri de meyhanedeki yerlerini alıyor. Meze deyince Şevki Baba'nın kendine özgü kaynamış patetes, yumurta, kara tavuk(siyah zeytin) üstüne de bol baharatlı Şevki Menüsü 'nden söz etmekte yarar var.

Şevki Baba'nın plaklar üzerine anlattığı öyküler bitip tükenecek gibi değil.

"Nasıl aşık olduğun kadınla karşılaştığında hücrelerinizin hepsi titrerse, benim için de plak öyledir işte. Bir zamanlar buraya Hollanda'dan bir çift geldi ve plaklarımın hepsini inceleyip yüklü miktarda para teklif ederek almak istediler. Ama gördüğünüz gibi plaklarım hala burada ve hep aşkım olarak kalacaklar" diyor Şevki Baba.

Bigalı Mehmed'in gazeli

Biralar açılıyor, içki ve söyleşinin etkisiyle insanlar esrikleşirken devam ediyor Şevki baba:

"Bakın şimdi size Bigalı Mehmed'i idamdan kurtaran gazeli dinleteyim" diyor ve plak dönmeye başlarken öyküsünü anlatıyor; "Bigalı Mehmed idamlıktır. Bir gün şafak vaktinde Bigalı'yı infazın yapılacağı Konak Meydanı'na getirirler. İdam öncesi adettendir ya; hoca dönüp, Bigalıya son isteğini sorar. Bigalı da bir gazel okumak istediğini söyler. Hoca izin verir başlar Bigalı gazeline. Atatürk de o gün Karşıyaka'daki köşkünde dinlenmekte. Bigalı'nın sesi Konak'tan, Karşıyaka'daki Köşke kadar ulaşır. Atatürk yanık sesi duyar duymaz yaverlerine hemen bu sesin sahibini bulmaları için emir verir. Yaverler sesin idamlık Bigalı Mehmed'e ait olduğunu öğrenir ve Paşa'ya iletir. Paşa hemen Konak Meydanı'na gelip savcı ve hakimlere, 'Bu adam suç işlemiş olabilir. Ancak bu adam asılırsa, analar bir daha böyle sese sahip bir kişi doğuramaz' der ve Ankara'ya döner. Kısa bir süre sonra Paşa'ya İzmir'den haber gelir, Bigalı Mehmed affedilmiştir."

"Sevildiğin yere pek gitme"

Ayrılma vakti geldiğinde Şevki Baba kendine özgü üslubu ile bağlıyor sohbeti, "Ben eskilerin tutkunuyum gençler, bu müziklere sahip çıkın. Her şey tükenip gidiyor zamanla, teknoloji her şeyi yavaş yavaş eritiyor. Ben de bu devranda durabildiğim kadar ayakta duruyorum". Ardından bir Hacı Bektaş Veli alıntısıyla uğurluyor bizi: "Böyledir, bu kahpe dünyanın kanunu, dört mevsim içinde bir bahar olur. Sevildiğin yere pek gelip gitme, muhabbet kesilir".

"Doyur gönlünü"

Sigara dumanı ve plak dolu küçük meyhaneden ayrılırken duvarda asılı bir Hayyam dörtlüğü kalıyor aklımızda;

"Dünyayı allar pullar boyarlar gözünü;

Aklı olan hor görür süsünü püsünü.

Kimler geldi gitti, kimler gelip gidecek;

Al gitmeden alacağını, doyur gönlünü."

Alıntı

Yasemin Pehlivan Dr. Yasemin Pehlivan Moderator

Re^8: GRAMAFON MÜZİĞİ!

İstiklal Marşının ilk bestesinin taş plağı,Kayseri de bir koleksiyoncuda bulunmakta olup, İstiklal Marşı nın ilk bestesinin taş plağı ile şu anda kullanılan ikinci bestesinin uzunçaları aynı koleksiyoncuda bulunuyormuş...

Only visible to XING members.

Re^9: GRAMAFON MÜZİĞİ!

Yasemin Hanım,

Taş plak ve Gramafon üzerine derleyip sunduğunuz bu
bilgi demeti için elinize, emeğinize, gönlünüze ve harcadığnız
o verimli zamanlarınıza teşekkürler...

Sevgi ve selamlarımla.....