Serhat Yabancı Serhat Yabancı Moderator

MUTLULUK NEDİR

Mutluluk ; yaşamımızın temel amacıdır. Tüm çabalarımız onun içindir. Yemek yemek, gezmek, eğlenmek, para kazanmak, arkadaşlarla olmak, ibadet etmek, bir amaç için çabalamak, kendimizi geliştirmek vs. tümünün altında bize verdiği mutluluk vardır. Sadece olumlu davranışlar değil, olumsuz davranışlar ve yaşantılar da mutluluk amacına hizmet eder. Taziye görevini yerine getirmek,hastaya bakmak, inancı ya da düşüncesi için zorluklara katlanmak vb. gibi.

Davranışlarımızdan bazıları doğrudan bazıları ise dolaylı olarak bizi mutlu eder. Güzel bir yemek yemek direkt mutlu ederken, bir insana yardım etmek ise sorumluluk duygumuzun tatmin edilmesi nedeniyle dolaylı mutlu eder.

Mutlu olmak isterken hayatın gerçekleri acı tarafları da göz ardı edilmemeli. Sadece olumlu duyguya odaklanan kişi, hayatın yapısı gereği karşılaşacağı her olumsuz durumda kaçmayı veya yok saymayı deneyecektir. Oysa yok sayarak veya kaçarak hayatı yaşamak mümkün değildir.

Çağımızda mutluluk, görsellik ve maddiyatla çok ilişkilendirilir oldu. Çok para kazanmak, güzel yemekler, güzel arabalar, güzel ilişkiler, konforlu yaşam, her türlü imkana sahip olmak vb gibi unsurlar mutluluğun kaynağı gibi görülmektedir. Oysa bunlar mutlu eden değil, bizi mutluluğa götüren araçlardır. Bunlar elbette mutlulukta etkin paya sahiptir. Ama bunlara ulaştıktan sonra hep mutlu kalacağımızın garantisi yok. Mutsuz olan birine “araban,evin,maaşın, vs imkanların var halen neden mutsuzsun” diyemezsiniz. Bunun yanı sıra sınırlı geliri olan insanlarında mutsuz olduğu iddia edilemez.

Para mutluluk için gereklidir. Ama salatanın tek bileşeninin maydanoz olmadığı gibi,yaşamdaki tek mutluluk kaynağı da para değildir. Sadece para, yaşamı tüm yönleriyle mutlu etmeye yetmez.

Mutluluğun parayla ilişkisi doğru orantılı değildir. Para size, mutlu olmak için imkan, güvenlik, sağlık ve konfor verir. Paranın bir noktadan sonra mutlu etmesi mümkün olmaz. istediğiniz kadar, aktivitelere katılın, harcayın,yiyin,için,gezin. Aslında bunların tümü hayattaki mutluluğu arama çabasının denemeleridir. Oysa sizin bunlardan al(ama)dığınızı, evinde oturup çekirdek çıtlatan kişi de alabilir.

Haz ; mutluluk değil, ona götüren bir araçtır. içsel olarak mutluysanız hazlarınız keyif verir. Aktiviteye, “beni mutlu etsin” diye anlam yükleyip mutlu olmayı beklerseniz, bu zoraki bir mutluluk oyununa dönüşür. Günün her saatinde kendinizi meşgul edecek şeylerle uğraşır durursunuz. Bu ise hem mümkün değil, hem de yorucu. Durduğunuz an, kendinizi kötü hisseder ,dibe vurursunuz.

Esas olan huzurdur. Hayatınızdaki eksiklik duygusunun nedenini bulursanız ve onu çözmeye çalışırsanız huzur kapısı açılır. Aksi takdirde zamanınızı günlük hazlar ile doldurmaya ve olumsuz duygular yaşamamak için geçiştirmelere başvurursunuz.

Koşturmayı bırakıp, ben neyi arıyorum diyebilmeliyiz. Bunun için de hayatımıza kısa ve uzun vadeli planlar, hedefler koymalı aynı zamanda nasıl bir prensip içinde yaşamak istediğimizin sınırlarını çizmeliyiz.

Aristo'ya göre “Mutluluk, insan yaşamının biricik amacıdır. Hayatımız boyunca harcadığımız tüm çabalar mutlu olmak içindir ve mutluluk, ancak erdeme ve kusursuz bir karaktere ulaşarak yakalanabilir. Kişi ancak hayatının bütününü soylu bir biçimde yaşarsa mutlu olabilir.”

Epikür göre : Mutlu olmak için insanın üç şeye ihtiyacı vardır: “Dostluk, Özgürlük ve Düşünmek.”

Descartes, mutluluğu “bir ruh memnunluğu ve iç hoşnutluğu” olarak tanımlar. Descartes'a göre mutluluk erdeme, erdem de aklın iyi kullanılmasına bağlıdır.

Nörolog Nancy Etcoff beynimizin evrimsel olarak mutluluk ve acıyı azaltmaya odaklı olduğunu söyler. Şekerli şeylerin tadını doğuştan sevmemiz ve acı olanları da reddetmemiz, mutluluk arayışının içgüdüsel olduğu görüşünü destekler niteliktedir.

Mutluluk, var olan yaşamınızı öncelikle kabullenebilmekle başlar. Yani gerçekçi olmakla başlar. Bu kabullenmek, pes etmek değil, gerçeği görmektir.Yok saymak ya da yakınmak, değiştirme gücünüzü elinizden alır. Sizi kaderciliğe sürükler.

Uçurumları sevenin kanatları olmalı (nietzsche).

Mutluluk öğrenilir. Çünkü insanlar, mutluluğu da mutsuzluğu da yaşadığı doğup büyüdüğü aile ve toplum içinde öğrenir. Ailede hep yakınan, şikayetçi, mutsuz, hayattan zevk almayan birinin olması, ayrıca bunun ebeveyn olması halinde bu ailenin çocukları, mutsuzluğu bir hayat şekli ve hayatın kendisi sanırlar. Ailenin liderleri olan anne-baba, çocukların ruhsal durumlarının da kaptanlarıdır. Çocuklardaki ruhsal ve davranışsal tepkiler ise ailenin termometresidir.

Mutluluk, bir duygudur. Bir duygunun oluşumu ise düşünce şeklimizdir. Çünkü insan, nasıl düşünürse öyle hisseder.

Mutluluk, düşünce şeklidir. Düşünen için düşündüğü gibi yaşamak, düşünmeyen için yaşadığı gibi düşünmektir. Hayatımıza nasıl mutluluk katacağımızı zihnimizde çizdiğimiz harita ile belirleriz. Yani hedeflerimiz, amaçlarımız, yaşamı anlamlandırma şeklimiz düşünce olup bizi harekete geçiren güçtür. “Ben artık şöyle yaşayacağım, bundan sonra bu şekilde davranacağım” gibi kararlar zihinsel süreçlerin ürünüdür. Sonuçta insan, inandığı bir şeyi sürekli şekilde yaşar. Yani inandığımız gibi yaşarız.

Mutluluk, zihinde başlar. Hayattaki olumlu ve pozitif noktaları görebilmektir. Klasik yarı dolu yarı boş bardak örneğinde olduğu gibi gerçekliklerdeki olumlu noktaları görmek gerekir.

Mutluluk, bağımlı kalmadan ama bağlı kalmaktır.

Mutluluk yetinmektir, var olanın kıymetini bilmektir. Olması gerekene değil, olana odaklanmaktır. Sahip olduğunuz şeylerle çok mutlu olacak o kadar çok insan var ki.

Mutluluk, bakış açısı sonucudur. Var olan yaşam içindeki olumlu yönleri görmek, fark etmek ve onları bir artı olarak kabul etmektir.

Mutluluk, kimseye muhtaç olmamak için çabalamaktır. Eğer hayatınızı kimseye muhtaç olmamak için çabalıyorsanız hem süreçte hem de sonuçta mutlu sizsiniz.

Mutluluk, sağlıklı olmaktır. Aslında herşey kazanılır, acısı geçer veya azalır ama sağlık kaçan tren gibidir. Sağlıklı iseniz, siz inanmasanız bile mutlusunuz.

Mutluluk, hayatın farkında olmaktır. Yaşamın her saniyesi mutlu hissetmek için vardır.

Mutluluk çalışmak ve sevmektir (Freud). Hem çalışır hem de sevgi dolu iseniz sizi kimse yıkamaz. Çalışmak, belirli saatlerde belirli bir işi para kazanmak için yapmak anlamında olan çalışmak değil, kendine ve insanlığa bir şeyler katmak ,kazandırmak anlamında bir çalışmadır ve severek yapılması sonucunda insanı mutluluğa götüren bir aktiviteye dönüşür. Sevmek duygusu evrende mutlak bir güçtür ve” insanda her şeyle baş edebilirim” duygusu uyandırır. Severek yapılan iş, severek yürütülen ilişki vs. durumlar kişilere mutluluk kapılarını açar.

Mutluluk; realist bakıp, pozitif görmektir. Yaşamın gerçeklerini göz ardı etmeden içinde bulunduğumuz durumun olumlu ve öğretici taraflarını yakalamak bizi olgunlaştıracak ve mutlu edecektir.

Mutluluk, üretmektir. Yaşamı üretmeden, kendini geliştirmeden yaşamak mutsuzluğa neden olur. Sonbaharda dökülen yapraklar üretkenliğin bitişi gibi düşünüldüğünde doğada ve insanlarda bir hüzün meydana gelir,oysa ilkbaharla yeşeren doğa üretkenliği simgeler ve insanlarda neşe ve yaşama duygusu ortaya çıkarır. O halde üretmek ve bunu paylaşmak mutluluk sebebidir. (emeklilerin depresyonu ve mutsuzlukları da artık üretmeyecekleri ve işe yaramayacakları hissinden kaynaklanır.)

Mutluluk, aidiyettir. Kendini bir yere ait hissedebilmektir.

Mutluluk, kendin olabilmektir. Maskesiz ve rolsüz.

Mutluluk, sevebilmek ve karşılığında sevilmektir.

Mutluluk, ibadettir. İnandığın değerler için bir şey yapmaktır.

Mutluluk, güvendir.

Serhat YABANCI

Aile-İlişki-Evlilik Terapisti

serhatyabanci@hotmail.com

http://www.aileevlilikdanismani.com/

https://twitter.com/iliskiterapisti

http://www.facebook.com/serhatyabanci

0216 371 33 83

0505 540 09 77