UAE/TURKISH BUSINESS RELATIONS

UAE/TURKISH BUSINESS RELATIONS

Posts 1-1 of 1
  • Dr. Nilgün Birgören
    Dr. Nilgün Birgören    Premium Member   Group moderator
    The company name is only visible to registered members.
    Dünya Ekonomik Forumu 2010 Raporu
    Dünya Ekonomik Forumu’nun 2010 Küresel Riskler Raporu yayımlandı. Raporun jeopolitik riskler bölümünde “Irak’a komşularının müdahalesi riski artırır” denildi.Raporda “Uluslar arası terörizm, Nükleer gelişmeler, İran, Kuzey Kore, Afganistan’daki istikrarsızlık, Uluslararası suç ve yolsuzluk, İsrail-Filistin, Irak, Küresel yönetişim farklılıkları” olarak tanımlanan dokuz riskten en az altısı Türkiye’nin çevresinde bulunuyor ve yakından ilgilendiriyor. Raporda Irak’ta can kaybı ve gündelik hayatta karşılaşılan sıkıntılar, bölgesel istikrarsızlık, Irak’ın altyapısındaki tahribat ve terörizm ile aşırı uçlara kayma olasılıklarının hem “şiddet” hem “beklenti” açısından geçen yıldan daha düşük düzeyde olacağı kaydedildi.

    Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayımlanan “2010 Küresel Riskler Raporu”nda “Uluslar arası terörizm, Nükleer gelişmeler, İran, Kuzey Kore, Afganistan’daki istikrarsızlık, Uluslararası suç ve yolsuzluk, İsrail-Filistin, Irak, Küresel yönetişim farklılıkları” olarak tanımlanan dokuz küresel jeopolitik riskten en az altısı Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor. Raporda Irak’ta can kaybı ve gündelik hayatta karşılaşılan sıkıntılar, bölgesel istikrarsızlık, Irak’ın altyapısındaki tahribat ve terörizm ile aşırı uçlara kayma olasılıklarının hem “şiddet” hem “beklenti” açısından geçen yıldan daha düşük düzeyde olacağı belirtildi. Komşularının Irak’a müdahalesinin “riski artıracağı” kaydedildi.

    Dünya Ekonomik Forumu’nun “Küresel Riskler 2010” başlıklı raporu yayımlandı. Raporda küresel finansal sistem ve dünya ekonomisinde 2008 ve 2009’da yaşanan şoktan sonra bir “değerlendirme yılına” girildiği belirtildi. Küresel ekonomik şoktan etkilenme ve buna karşı alınan önlemlerde bölgesel farklılıklar görüldüğü, ancak şok ve kırılganlıkların dünyayı bütün olarak etkilediği belirtilen raporda “Küresel risklerin birbiriyle bağlantılı görünümleri karar almada daha büyük karmaşa riski eklese de, riskleri yönetmede etkin stratejiler geliştirilmesi yaşamsal” denildi. Raporda şu ifadeler yer aldı:

    -‘İŞİNİZİ BİLDİĞİNİZ GİBİ YAPIN’ DÖNEMİ BİTTİ…-

    “Liderler şimdi dünyadaki donanımın küresel risklerle başa çıkma konusunda yetersiz olduğunun farkına vardılar. Karar alma süreci çerçevesi, şimdikinden uzun vadeli perspektife kaydı ve bu çerçeve yaşamsal. Sistemin bütününü etkileyen (sistemik) krizlerle etkin bir şekilde mücadele etmek için sistemik risk yönetimine gereksinimimiz var. Rapor bireysel, kurumsal, ulusal ve uluslar üstü düzeyde eyleme geçmenin ivediliğini hatırlatıyor. ‘İşinizi bildiğiniz gibi yapmaya devam edin’ yaklaşımı uzun süredir bir seçenek olmaktan çıktı. Davranışların her düzeyde değişime gereksinimi var: Bireysel, kurumsal, siyasi, eğer yeniyse dünyanın karşı karşıya kaldığı risklerin gerçekten etkin bir şekilde yönetilebilmesi için küresel yönetişim için daha uzgörülü model ve mekanizmalara.”

    -KÜRESEL RİSKLER ARTIK DAHA KALABALIK-

    2010 yılı için küresel risklerin her yıl olduğundan daha “kalabalık” bir görünüm sergilediği belirtilen raporda, dünyayı bekleyen “Ekonomik”, “Jeopolitik”, “Çevresel”, “Toplumsal” ve “Teknolojik” riskler ele alındı. “Jeopolitik Riskler” başlığı altında incelenen dokuz riskten altısı Türkiye ya da komşularını yakından ilgilendiriyor. Raporda “Jeopolitik Riskler”; “Uluslar arası terörizm, Nükleer gelişmeler, İran, Kuzey Kore, Afganistan’daki istikrarsızlık, Uluslararası suç ve yolsuzluk, İsrail-Filistin, Irak, Küresel yönetişim boşluğu” olarak tanımlandı. Coğrafyası dolayısıyla Türkiye’yi yakından ilgilendiren her bir risk ve hangi olayların bu riskleri ne yönde değiştireceği raporda şöyle sıralandı:

    ULUSLAR ARASI TERÖRİZM: Uluslar arası teröristlerin, önemli ekonomik ve insan kayıplarına ve küreselleşmenin sağladığı tasarruf ortamının daha kötüleşmesine neden olacak önemli saldırılarda bulunmaya devam etmesi. (Hindistan’da, özellikle de Hint-Pakistan ilişkilerinde istikrarsızlık, aynı zamanda Naxalitler (Hintli sol eğilimli ‘Halkın Savaş Grubu’) gibi yerel hareketler; Ekonomik kriz nedeniyle siyasi köktenciliğin seviyesi; Kısmen Afrika’da zayıf yönetişimin Afganistan ve Pakistan’dan çekilme yönünde alternatifler oluşturması; ETA gibi marjinalize grupların etkin kalması RİSKTEKİ ARTIŞI gösteriyor. İsrail ve Orta Doğuda yeni ve güvenilir barış hareketleri; Batı’nın Afganistan ve Afrika’nın boynuzundaki teröristlere yönelik yaptırımları RİSKİN AZALIŞINI ortaya koyuyor. ABD’nin Irak’tan çekilmesinden sonra güvenliğin sürdürülüp sürdürülemeyeceği ya da uzun süreli olup olmayacağı ise duruma göre RİSKİ ARTIRACAK YA DA AZALTACAK.)

    NÜKLEER GELİŞME: Çok sayıda devletin, jeopolitik gerilimlerdeki artışla birlikte nükleer silahlanma peşine düşmesi. (İran’ın nükleer amaçları, özellikle bir nükleer aygıtı test etmesi ya da kısa vadede bir nükleer aygıt geliştirme yeteneğiyle birlikte de fakto bir nükleer statü arayışında bulunması; fosil yakıtlara alternatif olarak nükleer enerji kapasitesi için artan talebin daha fazla ülkenin nükleer kapasite geliştirmesine yol açabilmesi; imzacılar dahil Nükleer Silahların Önlenmesi Anlaşması (NPT)’nın uygulanmasında görülen zorluklar RİSKİ ARTIRIR. Kuzey Kore’nin nükleer silahsızlanmada işbirliği durumu; Brezilya’nın Güney Amerika’nın nükleer silahsızlaştırılması anlaşmasını ve buna yönelik vaadlere sıkı sıkıya bağlı kalıp kalmaması RİSKİ ARTIRACAK YA DA AZALTACAK.)

    İRAN: İran’ın nükleer programı ve ülkenin Orta Doğu’daki rolünün, istikrarsızlığı ve gerilimi hem bölgesel hem de uluslar arası ölçüde artırması riski. (İran’ın bir nükleer silah geliştirmesi ve test etmesi durumunda bölgesel güç dengesinin tehdit altına girmesi; İsrail-İran gerilimi; İran ve Batılı güçler arasındaki karşılıklı meydan okumanın petrol arzını etkilemesi RİSKİ ARTIRICI yönde, ülkedeki iç istikrarsızlığın, İran liderliğinin duruşunu daha da sertleştirmesi ya da rejimi değiştirmesi; Rusya ve Çin’in etki ve gücünde bir artış RİSKİ ARTIRIR YA DA AZALTICI doğrultuda bulunuyor.)

    AFGANİSTAN’DAKİ İSTİKRARSIZLIK: Afganistan’daki bir ulus oluşturma gayretlerinin başarısızlıkla sonuçlanması, uluslar arası terörist gruplar için bir sığınak sağlaması ve Pakistan’daki istikrarsızlığın artmasını tetiklemesi riski. (Taliban’ın, daha fazla savaşması, daha çok mal ve can kaybı anlamına gelen öncekinden daha güçlü bir biçimde ortaya çıkması; ülke yönetiminde görülen zıtlaşmayla birlikte sivil nüfus arasındaki bölünmenin toplumsal kalkışmalara ve içeride daha fazla bir mücadeleye yol açması; komşu Pakistan ve İran’da istikrarsızlaştırıcı unsurların, müttefik güçlerin çekilmesini izleyen dönemde uzun bir istikrarsızlığa neden olması RİSKİ ARTIRICI yönde, yolsuzluk ve zayıf yönetişim ile ulusal kurumların durumu RİSKİ AZALTICI doğrultuda bulunuyor.)

    ULUSLAR ARASI SUÇ VE YOLSUZLUK: Organize suçun küresel ekonomiye nüfuzunun devlet otoritesini zayıflatması, yatırım iklimini olumsuz etkilemesi ve büyümeyi yavaşlatması. (Artan yasa dışı etkinlikler ve yolsuzlukla bağlantılı zorlu ekonomik koşullar RİSKİ ARTIRICI, değişik yargı nüfuz bölgeleriyle güvenlik birimleri, ticaret ve finansal kurumlar arasında daha büyük işbirliği ve bilgi paylaşımı RİSKİ AZALTICI yönde. Hizmet ve ürünler arasında daha sıkı bir düzenleyici çerçevenin bulunup bulunmaması RİSKİ YA AZALTACAK YA DA ARTIRACAK durumda.)

    İSRAİL-FİLİSTİN: İsrail-Filistin çatışmasının 10 yıllık bir dönem içinde binlerce cana mal olması ve bölge çapında ekonomik çöküş ile jeopolitik tansiyonun daha da kötüleşmesine yol açması riski. (ABD’nin barış süreci ve somut sonuçları üzerinde etkili olabilecek diplomatik çabaları riski ARTIRICI etkide bulunur. Yerleşimler ve Kudüs konularında olduğu gibi tarafların ana konularda bir konsensüse ulaşmaya gönüllü olup olmamaları RİSKİ AZALTICI VE ARTIRICI etkiye sahip olur. Yeni barış çabalarına ilişkin yeni uluslar arası baskı ve desteğin düzeyi; her iki tarafta dini ya da aşırı grupların artan etkisinin bulunduğu durum, Filistin’e ait bölgelerde rejimin istikrarı ve yönetişim ile İran’ın militan desteği dolayısıyla etkisinin geldiği yer RİSKİ AZALTICI yönde bulunuyor.)

    -KOMŞULARIN MÜDAHALESİ RİSKİ ARTIRIR-

    IRAK: Irak’ta istikrara yönelik çabaların başarısızlığa uğraması, şiddet ve terörizmin hızla çoğalması, can kayıpları ve bölgede daha ileri bir istikrarsızlıkla sonuçlanması riski. (ABD ve müttefik güçlerin geri çekilmesi için takvim; Sünni ve Şii gruplar arasındaki mezhepsel şiddetin düzeyi; Kürt bölgelerin federasyondan ayrılması ya da otonomilerinin düzeyi RİSKİ ARTIRABİLİR YA DA AZALTABİLİR. Irak güvenlik organlarının kapasitelerinin iyileştirilmesi RİSKİ AZALTICI, İran ya da diğer komşuların müdahalesi RİSKİ ARTIRICI yönde etki yapar.)


    KÜRESEL YÖNETİŞİM YETERSİZLİĞİ: Zayıf ya da yetersiz küresel kurumlar ve anlaşmalar ile çatışan ulusal/siyasi çıkarların küresel riskler üzerinde zorunlu işbirliğini engellemesi riski. (Hükümetler ulusal düzeyde reform çalışmaları yapıyor, ancak uluslar arası düzeyde bir uzlaşmanın uzak görülmesi; Yeni standartlar ve yönetişim sisteminin etkin hale gelmesinin zaman alacak olması; Üç büyük bölge Asya, Avrupa ve ABD’de standartlar ve yönetişim konusunda önemli farklar bulunması; Yeni bir uluslar arası yönetişim oluşturulmasındaki gecikme RİSKİ ARTIRIYOR. G8+’dan bir farklılığa işaret eden yeni kurulan G20 yaklaşımı RİSKİ AZALTICI etkide bulunuyor.

    -EL KAİDE TEHDİDİ ARTTI-

    Raporda 2010 için ise El Kaide terörü riskinde artış olacağı, şiddetinin ise geçen yılla aynı kalacağı tahmininde bulunuldu. İran’daki savaş riskinin ise olasılık ve şiddet açısından geçen yılla aynı düzeyde seyredeceği belirtildi. Irak’ta ise can kaybı ve gündelik hayatta karşılaşılan sıkıntılar, bölgesel istikrarsızlık, Irak’ın altyapısındaki tahribat ve terörizm ile aşırı uçlara kayma olasılıklarının hem “şiddet” hem “beklenti” açısından geçen yıla göre daha düşük düzeyde kaydedildi. Gümrük ve kotalara bağlı olarak ekonomik verimsizlik sorunlarının, sistemik risklerde artma olasılığının, tahkim fırsatlarının tümünde “artış” yaşanacağı, şiddetinin ise 2009 ile “aynı” düzeyde bulunacağı da tahmin edildi.


    Kaynak: ANKA