BAYİ ve DİSTRİBÜTÖR

BAYİ ve DİSTRİBÜTÖR

Posts 1-1 of 1
  • Yaşar EREN
    Yaşar EREN    Group moderator
    The company name is only visible to registered members.
    Grup bülteni: SÜT VE ET BİZİ NASIL HASTA YAPMAZ?
    SÜT VE ET BİZİ NASIL HASTA YAPMAZ?

    Tayfun Özkaya 7.1.2012

    Süt ve et bizi hasta edebilir. Koruyucu ilaç da olabilir. Bu hayvanların
    nasıl beslendiğine bağlıdır. Tarım Ekonomisi Derneği ve Ege Üniversitesi
    Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümünce İzmir'de bir çalıştay
    gerçekleştirildi. "Başka Bir Hayvancılık Sistemi Mümkün mü?" başlıklı bu
    çalıştayda bu konular tartışıldı. Katılımcıları arasında tarım
    ekonomistleri, zooteknistler (hayvancılık uzmanları), süt teknologları,
    hekimler, gıda uzmanları, veterinerler, çevre uzmanları, iktisatçılar ve
    hayvan yetiştiricisi köylüler vardı.

    Genel olarak üzerinde birleşilen konu sığır, koyun ve keçilerin meralardan
    koparılarak, daha doğrusu yeşil yemlerden uzaklaşarak daha çok mısır, soya
    vb. kesif yemlerle beslenmesi durumunda süt ve etin insanları hasta ettiği
    oldu. Nedeni de bu durumda damar ve kalp hastalıkları ile parkinson,
    alzheimer vb. sinir sistemi hastalıklarından koruyan omega 3 yağ asitlerinin
    azalması ve zararlı omega 6 yağ asitlerinin artmasıdır. Bir başka şey de
    kısaca CLA denilen ve kanserden koruyan yağ asitlerinin de aynı şekilde daha
    çok kesif yemle beslenen hayvanların ürünlerinde azalmasıdır. Bunun bedeli
    ağır oluyor. Prof. Dr. Kenan Demirkol bir hesap yapmış. Kötü beslenmeden
    dolayı yakalandığımız hastalıklar nedeni ile Türkiye'de 15 milyar dolar
    harcamak zorunda kalıyoruz. Dolayısıyla bu hayvan besleme sisteminin
    doğrudan gözlenemeyen ağır bir bedeli var. İktisatçılar bunu dışsallıklar
    terimi ile açıklıyorlar. Kesif yemle besleme daha çok dev hayvancılık
    işletmeleri tarafından seviliyor. Büyük para sahibi çevreler bu nedenle,
    sonucu ne olursa olsun, köylülerin daha küçük kapasiteli hayvancılık
    işletmelerini aşağılayarak devlet desteklerinin de kendilerine akmasını
    sağlıyorlar. Sıfır faizli hayvancılık kredilerini hatırlayalım. Bunların
    çoğunun başarısız olacağı ifade edildi.

    Yem hammaddeleri ülkemize daha çok ithal ediliyor. Bunların da çoğu GDO'lu.
    Bir de bu sorun çıkıyor mu size. Buyurun bakalım. GDO lobisi de o yüzden dev
    hayvancılık işletmelerini çok seviyor. Bu işletmelerin suları, havayı
    kirletmesine daha hiç değinmedik. Köylülerin kentlere göç ederek sefalete
    itilmeleri de ayrı bir sorun.

    Uzun yıllardır meraları ihmal ettik. Bununla ilgili bir yasa da çıktı.
    Değişen bir şey olmadı. Şu anda meralarımız bazı istisnalarla çok verimsiz.
    Bu nedenle bunları daha iyi değerlendirecek koyun ve keçiye daha çok önem
    vermemiz gerektiği çalıştayda vurgulandı.

    İstenirse bu durum değiştirilemez mi? Şüphesiz değişir. Daha çok ota dayalı
    beslenme sistemi süt, et verimini düşürür diye itiraz edenler var. Hayvan
    başına verim düşse de toplam üretim biraz daha uzun sürede arttırılabilir.
    Dahası beni hasta edecek sütü içmektense sağlıklı ve biraz daha pahalı sütü
    içmeye razıyım. Aslında daha çok para ödememiz gerekmiyor. Geçen gün
    markette yarım litrelik pastörize süt aldım. Litre fiyatı 3,20 TL.'ye
    geliyordu. Bir litrelikler ise 2,35-2.70 TL. arasında satılıyor. Uzun ömürlü
    denilen içmeyi tamamen kestiğim sütler ise biraz daha ucuz. Köylü ise sütünü
    0,70-0,80 TL. dolayında satıyor. Bu fiyat geçen yazın başında 0,50 TL. idi
    ve köylü perişandı. Gördüğünüz gibi arada büyük bir fiyat farkı var. Bu para
    büyük süt tekellerinin kasasına akıyor. Bunların çoğu da artık yabancı
    tekeller. SEK'in özelleştirilmesi bizi bu noktalara getirdi. Çiğ sütün
    kentlerde satılmasının neden yasaklandığı sanırım açık. Neden tekellerdir.
    Bunlar mikropludur deniyorsa aynı sütlerin fabrikalara da gittiğini
    vurgulayalım. Çiğ sütün sağlıklı olması için önlem alınmasına neden
    yanaşmıyoruz. Çiğ sütün adının bile sokak sütü diye aşağılanmış olması
    sanırım dikkatlerden kaçmamıştır.

    Gördüğünüz gibi köklü çözüm politikadan geçiyor. Ancak bireysel ve gruplar
    olarak da yapacaklarımız var. Daha çok otla beslenen hayvanlarının sütlerini
    doğrudan köylülerden alalım. Gruplar olarak örgütlenip köylünün temiz ve
    sağlıklı sütünü, sebzesini ne olduğunu bilerek almak da bir çözüm. Buna
    "topluluk destekli tarım" diyoruz. İngilizce "community supported
    agriculture" denmekte. Çeşitli ülkelerde bu konuda epeyce uygulama var.
    Ülkemizde de bu çalışmalar başladı. İstanbul'da, Ankara'da, Çanakkale'de
    böyle gruplar var. Neden otuz, kırk kişi bir araya gelip bunu denemeyesiniz.

    Kanser, kalp, parkinson hastalıkları süt bardağınızın da içinde. Onu dışarı
    atmak size kalmış.

    Çalıştay bildirileri ve tartışmaları önce internet yoluyla yayılacak, bir
    süre sonra kitap olarak basılacak.

    EGE ÜNİVERSİTESİ

    Candan Selam ve Saygılarımla,

    Yaşar EREN

    Bayi, Dist., Franchising, Network Marketing
    Business Development Finance Director

    http://www.bayiyonetimi.com
    http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=5845
    http://www.kitapadresi.com/kitaplistesi.aspx?orderby=yazar&a...
    http://www.isletmeonline.net/v2/egitim_oku.asp?ID=20
    http://www.isletmeonline.net/v2/egitim_oku.asp?ID=22
    https://www.xing.com/app/profile?op=aboutme;name=Yasar_EREN
    http://www.facebook.com/album.php?aid=41177&id=773352864
    https://www.dr.com.tr/Kitap/.../urunno=0000000294716

    E-Mail : erenbend@gmail.com
    E-Mail : yasareren@yahoo.com.tr
    GSM / E-İmza : 0-532-414 08 73
    SKYP : http://www.bayiyonetimi.com

    ATATÜRK'ün TÜRK halkına hesap vererek yazdığı, TBMM kürsüsünden
    36 Saat 33 Dak.'da okuduğu NUTUK eserini okudunuz mu?

    --
    Bu bülten Yaşar EREN grup yöneticisi tarafından "BAYİ ve DİSTRİBÜTÖR" grubu için yazıldı.

    Gruba şuradan girebilirsiniz: http://www.xing.com/net/bayi%cc%87/

    Bültenin aboneliğinden çıkmak için şurayı tıklayın: http://www.xing.com/app/network?op=newsletterabo.unset&n...