Club Ankara
Posts 1-1 of 1
-
Adnan Doğan Group moderatorThe company name is only visible to registered members.KÜLTÜR SANAT HAYDANDAN GELİR / 02.01.2006 TARİHLİ EGE GAZETESİNDEN
Kültür Sanat Haydandan Gelir
Çevredeki yazar-çizerleri bir araya getirip tanıştırmak ve söyleşmek amacıyla Ortaca'da bir toplantı düzenlendi. Öğretmen, araştırmacı-yazar Günür Karaağaç'ın girişimleriyle 2004 yılı sonlarında yapılan bu toplantıya ben de katıldım. Toplantıya katılanlar öykülerini anlattılar, şiirlerini okudular.
Bu konuşmacılar içinden birisinin anlattıkları bana çok ilgi çekici geldi. Konusunu, öyle güzel bir ses tonu ve beden diliyle anlatıyordu ki. Onu görmek için biraz eğilmek zorunda bile kaldım. Konuya yaklaşımı, ifade tarzı da bir o kadar etkileyiciydi. Her şeyden önce içtendi. Rol yapmıyordu. Söylediklerini yaşıyordu.
"Kim ?" dedim. "Haydanlı" dediler. "O da kim dedim?". "Muhasebeci Adnan Doğan" dediler."Başka" dedim."Kitabı var, gazetelerde yazar" dediler, "Nasrettin Hoca tutkunudur" dediler. "Çok iyi" dedim, "evet" dediler.
Şimdi elimde, bu Haydanlı Adnan Doğan'ın üç kitabı var. Kazan Ağlar, Uzadı Yollar, Yaşatan Ortaca. "Haydan da neresi" demeyin. İşte şu bizim dağların hemen arkası canım. Orada denizi olmayan bir Denizli vardır. Denizli'nin de Çivril'i, Oranın da Haydan köyü vardır. O köyün '"Eğitmen Aziz Usta" sı vardır ve o Aziz ustanın oğlu, Köyceğiz-Zaferler köyü doğumlu Adnan Doğan'ı.
Doğan'ın üç yüz on sayfa kadar tutan bu Üç kitabını üç gün, üç gecede okuyup bitirdim. Su gibi okudum. Hiç, ama hiç de sıkılmadan okudum.
Sayfayı çevirdim ağladım, sayfayı çevirdim katılasıya güldüm. Sayfaların altındaki özlü sözleri okuyup, sayfalar dolusu düşündüm. Ağlarken güldüm, gülerken ağladım.
Kitapları okurken, hep yazarla yüz yüze gibiydim sanki. Sanki onunla karşılıklı oturmuş çay içiyoruz da, o anlatıyor ben dinliyorum. Kitaplar Öylesi güzel bir anlatımla yazılmış.
Ben, kitapları okurken yanımda sürekli bir kalem bulundururum. Bazı cümlelerin altını çizerim. Bazı ilginç bulduğum konuların yanlarına işaret koyar, konu hakkında notlar yazarım. Bu yüzden sevgili Adnan'ın bendeki kitaplarının sayfaları karalama defteri gibi oldu.
Bir kitabı severek, okşayarak alırsınız elinize. Okumak, bilgilenmek(eğ!enmek, merakınızı gidermektir amacınız. Kitabı birkaç sayfa okuduktan sonra, yorulur, yada sıkılır, "acaba durak yeri hangi sayfadadır" diye birkaç sayfa ileriyi çevirirsiniz. 'Şu sayfaya kadar okuyayım da bir su içeyim, veya bir şeyler alıştırayım" dersiniz.
Bu üç kitapta böyle bir derdiniz olmuyor. Ya bir sayfada iki konu işlenmiş, ya da bir konu iki sayfada.
Anlamakla zorluk çekmediğiniz satırlar duygu yüklü.
"Stirest" Yok.
Yazma amacını şöyle açıklıyor Adnan Doğan "Amacım Hoca'yı, gülümsemeli gül düşünlerini, fıkralarını, Nasrettin Hoca'lık hîkayeleri, İnsanlarımızı yazabilmek..."
Kitapların sayfalarını bir gül bahçesi gibi bir fıkra, bir anı, bir şiir süslemiş. Bu güllerin de hepsi birbirinden güzel, birbirinden renkli.
Bir "Kazan Ağlar" kitabı var, okumadan önce ve okuduktan sonra "kazan"ın ne anlama geldiğini anlayamıyorsunuz. Adnan, şu kadarını söyleyip geçiveriyor:
"Kazan ağlar kazan ağlar
Su kaynar kazan ağlar
Anam yok ki ağlasın
Mezarımı kazan ağlar"
Hangi kazanın ağladığını ben çıkaramadım doğrusu.
Ya siz!
Galiba bütün kazanlar ağlıyor.
Kazan Ağlar kİtabındaki "Dişinîn intikamı" başlıklı, yarım sayfayı geçmeyen iğneli-bilgi yazıdan birkaç satır da şöyle;
"Dün gece odamda uçan sivrisineği yaşatmadım. Zavallı ellerimin arasında "ne yaptım abi?" der gibiydi
....... Sivrisineğin erkeği, kan emmediğinden, başkalarına zarar vermediğinden anlayamadı beni."
Birkaç satır oku birkaç gün düşün.
"Kazan Ağlar" sayfa elli beş:
"Adamın biri Hoca'ya sorar:
-Doksan yaşındaki adamın çocuğu olur mu ?
Nasrettin Hoca.
-Genç komşusu varsa olur."
Gelelim Uzadı Yollar kitabına. Kitapta kırka yakın konu olanca güzelliğiyle işlenmiş.Nasıl mı...? İşte.
"Köyceğiz Orman Işletmesinden bir aracın şoförü, Otmanlar köyünden geri dönüşte yolda ihtiyar bir adamı arabasına alır. Tam da Beyobası'nı geçince araba bozulur. Şoför:
-Amca kusura bakma, araba bozuldu. Yolculuğumuz buraya kadarmış, size İyi günler dilerim.
Yaşlı adam:
-Ben zaten bu arabanın bozulacağını biliyordum.
Şaşıran şoför sorar:
-Nereden biliyordun amca ?
Vitesi gösteren yaşlı adam:
-Oğlum sen bununla çok oynadın.
Adnan Dogan'ın, Yaşatan Ortaca kitabında bir Akköprü Belediye Başkanı öyküsü var. Bu öyküyü okumadan geçip giden bu dünyada yaşamadım desin.
Televizyonunun Türkçe adını bile ben ondan öğrendim: Bakacak
Daha ne diyeyim.
Köyceğiz-Zaferler köyünde doğduğunu yazan ve fakat hangi yılın hangi ayının hangi gününde doğduğunu yazmayan Adnan Doğan, 12 Eylül 80 ihtilalinde Konya'da lise okuyorsa aşağı yukarı 1960-1965 yıllan arasında doğmuştur.
Adnan yaşını niye yazmaz, nedeni vardır. Mazereti vardır.
Adnan bir gün bir falcıya fal baktırır. Falcı kadın ısrarla Adnan'ın 40 yaşında öleceğini söyler.
Adnan bir ara baba memleketi Çivril'e gider. Orada bir "yıldızname" ye baktırır o da 40 yaşında öleceğini söyler.
37 yaşına geldiğinde Köyceğizde bir doktora gider. Doktor da iki, en fazla üç yıl ömrü kaldığını söyler. (Yaşatan Ortaca kitabından)
Adnan'da bir. kırkyaş korkusu başlar. Ondan yazmaz doğum tarihini. Oysa şimdi kırk yaşlar, geride bile kalmıştır belki.
Sana uzun, sağlıklı ömürler dileyelim de Türk edebiyatı, folkloru,gülmecesi daha nice eserler kazansın.
Yaşa Haydanlı, sen çok yaşa emi.
Adnan, Muğla'da ticaret lisesi okumuş. "Karışmayayım" dediği halde sağ-sol olaylarının içinde bulmuş kendini. Dayaklar yemiş. "Mezarını kazsın da gelsin" demişler. Kazan ağlar diye kazamamış.
Almış eline tasdiknamesini varmış baba memleketi Denizli'ye. Gittiği lisenin müdürü almamış Adnan'ı.
Oradan ver elini Konya.Oraya da kabul etmemişler. Neyin nesi kimin fesi demişler.
Sonunda ver elini Çumra ticaret lisesi. Liseyi orada okumuş Adnan. Sonra da Isparta M.Y.O. muhasebe bölümünden mezun olmuş.
Seni dövenlere fazlaca kızma Adnan. Böyle güzel yazmanda onların emeği olduğunu, herhalde inkar edemezsin.
Adnan'ın kitaplarını okuduktan sonra, bir eşeğine ters binmiş Nasrettin Hoca'yı hayal edeceksiniz, bir de arabasının direksiyonunda Adnan Doğan'ı.
Varın Ortaca'ya "Adnan Doğan" deyin bilirler, bulurlar.
Recai Şahin
02.01.2006 T./ Ege Gazetesinden
This post was modified on 15 Apr 2008 at 02:45 am.- 15 Apr 2008, 02:24 am
