Wellcome our geological,GEOPHYSICS,geotechnical, Mineral Group
Posts 1-2 of 2
-
Emre ŞimşekThe company name is only visible to registered members.Deprem Ülkesinde Jeoloji Mühendislerine İş Yok!
Topraklarının büyük bölümü fay hatları üzerinde yer alan ve özellikle 17 Ağustos 1999 depremi sonrası sürekli deprem korkusuyla yaşayan Türkiye'de jeoloji mühendisleri işsiz kaldı. Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) verilerine göre, işsiz jeoloji mühendisi oranı yüzde 43,2'ye ulaştı. Odaya yeni üye olmak için başvuran mühendisler arasında da işsizlik oranı yüzde 57'ye kadar çıkıyor.
Jeoloji Mühendisleri Odası 2. Başkanı Bahattin Demir, son yıllarda özellikle kamu sektöründe personel alımlarının azalmasıyla jeoloji mühendisleri arasındaki işsizlik oranının hızla yükseldiğini söylüyor. Bu tabloya karşı, jeoloji mühendisi yetiştiren okul sayısının ve mezun oranının da arttığını belirten Demir, bu arz fazlalığının da olumsuz büyümeye katkı sağladığını dile getiriyor.
Türkiye'de jeoloji mühendisliği eğitimi alanların yaklaşık yüzde 80'i JMO'ya kayıtlı. Yaklaşık 12 bin üyesi bulunan odada işsiz üye sayısı 4 bin 565. Geçen yıllardaki oranlara bakıldığında işsizliğin hızla arttığı ortaya çıkıyor. 1980 ve öncesinde işsizlik oranı yüzde 20 iken, 1990'da yüzde 25'e, 2000'de yüzde 27'ye ve 2006'da yüzde 43.2'ye yükseliyor.
2005 ve 2006 yıllarında JMO'ya üyelik için başvuran mühendisler arasında işsizlik bildiriminde bulunanların oranı ise yüzde 57 oldu.
Son iki yılda odaya başvuranlar arasında işsizlik bildirimi yapanların yüzde 37,3'ü kadın, yüzde 62,7'si erkeklerden oluştu.
YASAL ZORUNLULUK OLMALI
Demir, jeoloji mühendislerinin belediyelerde, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nde (MTA), Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nde (DSİ) iş imkânı bulabildiğini ancak özellikle belediyelerde jeoloji mühendisi bulundurmanın yasal zorunluluk olmadığını söylüyor.
17 Ağustos 1999 depreminin ardından Marmara Bölgesi'ndeki belediyelerin bu konuya daha duyarlı davrandığına işaret eden Demir, İstanbul, Bursa ve İzmit'te belediyelerin zemin etüdü şube müdürlükleri kurduğunu, ancak Anadolu'nun genelinde durumun çok vahim olduğunu ifade ediyor.
Belediyelerde jeoloji mühendisleri olmaması nedeniyle, imar planlarının yapılmasında yanlış yer belirlemesi, malzeme seçimlerinde uygun olmayan tercihler yapılması gibi hataların yaşandığını söyleyen Demir, jeoloji mühendisi bulundurmanın yasal zorunluluk olmasını istediklerini dile getiriyor.
ÖĞRENCİ SAYISI AZALMALI
Demir, jeoloji bölümlerinden mezun olanların sayısının arttığını da işaret ediyor ve yeni bir planlamayla öğrenci sayısının azaltılması gerektiğini belirtiyor.
JMO'nun verilerine göre, 1950-1960 yılları arasında jeoloji mühendisi yetiştiren sadece 1 bölüm varken bu sayı 1990-2006 arasında 13, 2000-2006 arasında 4 yeni bölüm daha açılarak 18'e çıkarıldı.
1974-1975 yılında 372 olan öğrenci kontenjanı ise 1990'lı yıllardan itibaren hızla artarak bu yıl 1370'e ulaştı.
Aceba Jeoloji mühendisleri hangi alanlara yönelmeli, pusula hangi yönü gösterir ne kadar beklemeli siz ne dersiniz?
(ref:
http://jeoportal.com/index.php?option=com_content&task=v....
- 06 Mar 2009, 3:49 pm
-
GÜNGÖR ARMUTLUThe company name is only visible to registered members.Re: Deprem Ülkesinde Jeoloji Mühendislerine İş Yok!
BURSA DA AFETİN SADECE ADI VAR!
Plansızlığın ve denetimsizliğin ağır sonuçları özellikle 1999 yılında yaşanan depremlerle göz önüne serilmesine karşın, geçen 10 yıllık süre içerisinde yaşanan acı deneyimlerden ders çıkardığımız ve oluşabilecek yeni afetlere yeterince hazır olduğumuz söylenemez.
Ovanın toprak, yer altı suyu ve zemin özellikleri, Kuzey Anadolu Fayı nın güney kolu kıyısında bulunması ve ayrıca Türkiye’ de kentlerde yaşanmış büyük depremlerin sonuçlarına bakıldığında, Bursa ‘ da deprem kökenli ekonomi ve insan kayıplarının boyutunun büyüdüğü anlaşılmaktadır.Olası deprem zararlarının azaltılması çalışmalarının depremlerden önce başlamasının önemi büyüktür. Depremden sonra yakınmak, özellikle büyük kentlerde deprem sonrası sorunları göğüslemek çok zor ve ağır bedeli olan bir durumdur.
Marmara Denizi ve bölgemizde oluşacak depremlerin oluşturacağı ekonomik ve sosyal sonuçlarının yeterince dikkate alındığını söylemek doğru değildir.Depremin gününün, saatinin, büyüklüğünün, yönünün bilinmesini sağlayan bir yöntem henüz geliştirilmemiştir.Ancak potansiyel deprem tehlikeleri bilinebilmektedir.Göç alarak büyüyen,kaçak yapılaşmanın yoğun olduğu bölgemiz bu tehlike hatları üzerinde ve çevresinde olup ülkemizin bir çok bölgesinde olduğu gibi tarım arazilerinin üzerine işyerleri, konutlar ve sanayi tesisleri inşa edilmiş ve edilmektedir.Ne yazık ki kentimizde de güvenilirliği olmayan önemli bir yapı stoğu söz konusudur.Olası bir depremde, can ve mal güvenliğimiz için öncelikle yapılarımızın ayakta kalmasını sağlamamız gerekmektedir.
Bu gün yerel seçim çalışmalarına baktığımızda planlamanın en temel yapıtaşlarından olan afetler konusunun da bir çok konu gibi yardım furyasının-kültürünün gölgesinde kalmasına çok şaşırmadık.İşsizlik yoksulluk pençesinde yaşam mücadelesi veren bu konuda da duyarsızlaştırılan halkımıza yerel yönetimlere talip olan adaylarımızın önerdiği hangi proje var? İki belediye hariç jeofizik mühendislerine yönelik Bursa’nın ilçeler dahil hiçbir belediyesinde kadro yok düşüncesiyle yer vermeyen ve afetlerden sonra halkın önünde deprem nutukları atan-atacak yöneticilerimize hep soracak sorularımız olacak.Bu görevlere talip olan yöneticilerimiz unutmamalıdır ki afetler ve dolayısıyla depremlerden sonra ders çalışmaya,okumaya ve düşünmeye vaktimiz olmayacak.
17 ağustos ve 12 Kasım depremlerinin 10. yılına girdiğimiz süreçte başta yerel yönetimler olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri vatandaşla işbirliği yaparak bir an önce bilimden ve halktan yana tavır almalıdır.
ÖNERİLER
Kentlerde afetlerden korunmak ve zararlarından en az etkilenmek amacıyla “Afet Risk Yönetimi” anlayışı benimsenmeli, öncelikle afet riski olan bölgeler tespit edilmeli ve başta deprem olmak üzere, her türlü afet riski olan bölgede, söz konusu riskleri azaltacak önlemler gecikmeksizin alınmalıdır.Bu doğrultuda;
1-Yapılan imar planları ve plan değişikliklerinde, gerek kamu yararı gerekçelerini öne sürerek ve gerekse gerekçeleri açıklanmadan rant amaçlı olduğu rahatlıkla anlaşılan mutlak tarım arazilerinin kolaylıkla ortadan kaldırılmasına yönelik uygulamalara son verilmelidir.
2- Kente dair ortak değerlere, kentsel tarihi dokuya ve çevreye yönelik zararlar, kente karşı suç olarak görülmeli ve gereği yapılmalıdır.
3-Kentsel dönüşüm projeleri, kültürel, tarihi, yerel ve özgün dokuyu koruma ve halkın çıkarları temelinde kurgulanmalı, rant politikalarına dayalı kentsel dönüşüm projeleri reddedilmelidir.
4-Tarım alanları ve su havzalarında yaşanan yapılaşmanın önüne geçilmelidir. Temel bir insan ihtiyacı olan suyun temin edildiği kaynaklar ve havzalar “koşulsuz ve istisnasız” korunmalıdır.
5-Olası Marmara depremi ve bölgemizde oluşacak depremlerde genişleyen, büyüyen mücavir alanları da içerisine alacak şekilde hangi alanların daha çok etkileneceğinin belirlenmesine yönelik Taban Kaya Topoğrafyası Çalışmasını gerçekleştirerek daha önce yapılan Bölgesel Zemin Özelliklerini belirleyen çalışmaların detaylandırılmasını sağlamak, bu şekilde kentimizdeki detaylı jeolojik,jeofizik, jeoteknik haritasının ortaya çıkmasıyla mikro sismik bölgelendirme haritalarını oluşturmak,
6-Kentimizde güvenli yapı tasarımı için zeminin sismik davranışlarının modellemesine yönelik projeler uygulayarak bölgesel ölçekte il afet bilgi sistemine yönelik Ar-Ge niteliğinde yeni projeler geliştirmek,
7-Deprem yaratan zonlar üzerinde yer alan yerleşimlere ait imar planlarını yeniden gözden geçirerek sismik mikrobölgeleme çalışmalarıyla yenilemek,
8- Herhangi bir mühendislik hizmeti almamış olan yapıların söz konusu olduğu bölgelerde kent yenileme projelerini hayata geçirmek,
9-Başta depremden sonra hizmet verecek kuruluşlar,sağlık tesisleri, güvenlik ve ilk yardım tesisleri, yakıt dolum tesisleri,haberleşme tesisleri, enerji üretim ve dağıtım tesisleri, otobüs terminalleri,otoyol köprü ve viyadükler, altyapı tesisleri, barajlar olmak üzere özelliği olan diğer kamu binaları,hastaneler ve okulların incelenerek risklerini belirlemek ve gerekiyorsa güçlendirme çalışmalarını yapmak,
10-Uygulanabilir acil durum yollarını yeniden belirlemek ve açık tutulmasını sağlamak, Raylı sistem projesiyle kenti ikiye bölen doğu batı yönlü ulaşım projelerini bu kapsamda değerlendirerek ulaşım projeleri üretmek,
11-Gösteri amaçlı afet ekinliklerinden vazgeçerek gelişmiş çağdaş ülkelerde olduğu gibi tüm kentin katılacağı ulusal afet kurumlarıyla entegre olacak şekilde yerel afet tatbikat günü yapmak,
12-Üniversiteyi de kapsayan Bursa’nın Kandillisi sayılabilecek Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi oluşturulması projesine öncül etmek,
Bu doğrultuda kentimizi çevreleyen tespit edilecek bölgelerde kurulacak deprem kayıt istasyonları yardımıyla bu merkezde elde edilecek veriler ;
a)İmar revizyonları ve kentsel dönüşüm planlamalarına,
b)Planlaması tamamlanmış ve yeni imara açılacak alanlarda yapılacak çalışmalara,
c)Deprem hasar tahmin çalışmalarına,
d)Alternatif ulaşım güzergâhlarının belirlenmesine,
e) Yapılaşmanın depreme dayanıklı olması için gerekenleri belirlenmesine,
f)Depremin şiddetini, merkez üssünün belirlenmesine ve hasarın nerede olduğunun birkaç dakika gibi kısa bir sürede tespit edilmesi ile daha birçok konuda bilgi alt yapısının oluşturulmasına katkı sağlayacaktır.
13-Halkın eğitilmesi için afiş, broşür, televizyon programları vb. organizasyonlar yapmak ,
14-Tüm afetler ve yer mühendislik çalışmalarını herhangi bir ayrım gözetmeden bir bütünlük içerisinde uygulanmasını sağlamak için bu doğrultudaki imar yönetmeliklerindeki gerekli değişiklikler yapılmalı ve kesinlikle tüm belediyelerde jeoloji ve jeofizik mühendislerinin istihdamınının sağlanması gereklidir.
Saygılarımla,
GÜNGÖR ARMUTLU
JEOFİZİK MÜHENDİSİ
- 13 Mar 2009, 4:52 pm
