Merhaba Değerli XING Üyesi;
gattho.biz katkılarınız ve katılımlarınızla popularitesini artırmaya devam ediyor, sitede yayınlanan makalelerle sektörel bilinci yükseltmeye çalışmak, tek bir vücut olarak haraket etmeye yönlendirmek en önemli misyonumuz.
Neden "Think Tank" ?:
Yeni zamanların buram buram “çağdaşlık” ve “güç” kokan sihirli sözlerinden biri: Think-tank. Batı dillerinde “düşünce fabrikası” diye de anılıyor. Bir gençişadamı ve dinamik politikacı retoriği haline gelen Bilgi=Güç denkleminin gözüne vuran bir kurumsal kimlik, think-tank...
Malûmat, istihbarat, ihtimaliyat hesabı, stratejik öngörü vb. suretindeki işlevsel bilgiyi arzuya, ihtiyaca, siparişe göre hazır ederek “sunuyorlar”; böylelikle malî ve siyasî gücün dolaşımında aracılık ederken, kendileri de bundan pay alıyorlar.
Sahiplerin-yöneticilerin ve sabit kadroların yanısıra, buralarda akadamisyenler, “muvazzaf” ve emekli politikacılar, gazeteciler, eski bürokratlar, her nevi uzmanlar, “düşünce profesyonelleri” fikirlerini paylaşıyor, hizmet (akıl-fikir) arzediyorlar. İş, “seçkin” bir toplulukla bir kapalı tartışmada bulunmak da olabilir, özgül bir konuda araştırma raporu hazırlamak da, bir hukukî mütalaa ya da yasa taslağı ya da bir politik söylevin hazırlığına katılmak da...
Almanya’nın dolgun haftalık gazetesi Die Zeit’ın 2001/29. sayısında, kendisi de bir düşünce profesyoneli olarak bu konuyu inceleyen Weaver’ın düşünce fabrikalarını dört kategoriye ayırdığı aktarılıyor.
1) Belirgin, güçlü bir ideolojik angajmanı olmadan her müşteriye hizmet veren, ticarî kazancı ve prestiji önemseyen “öğrencisiz üniversiteler”.
2) Belirli bir çalışma alanında uzmanlaşmış, “enstitü” olma iddiasındaki kuruluşlar.
3) Siyasî ve askerî planlamada dataya ve etüd işlerine ihtiyacın artmasına bağlı olarak kurulan, esasen hükümete ve orduya çalışanlar. Tipik ve meşhur örnek: Rand Corporation.
4) İdeolojik misyonu olan düşünce fabrikaları. Örneğin 45 milyon dolar sermayeyle bu piyasaya giren ve W. Bush’un sık sık hizmet aldığı bir kuruluş olan muhafazakâr Heritage Foundation’un misyonu, “liberal refah devletini geriletmek”tir.
Think-tank’ler, öncelikle, bilginin bir mal&hizmete dönüşmesinde “ileri” bir aşamayı temsil ediyorlar. Bununla beraber, siyasal süreçlerde, karar alma mekanizmalarında, kamuoyu oluşturmada ciddi bir etkinliğe sahip olabiliyorlar. “Araştırma” işi, kanaat güdücülüğüyle, rıza yönetimiyle içiçe. Bilgi küpte/depoda durduğu gibi durmuyor! Akılvereni oldukları işverenin kendisini ve onun isteği doğrultusunda kamuoyunu yönlendirmek, think-tank yönetimlerine post-modern bir “toplum mühendisliği” hevesi yüklüyor. Hem proje bulmak hem projeverenlerini tatmin etmek için kamuoyunun ilgi pastasından irice dilimler koparmaya çalışıyorlar. Büyük gazetelerde makale yayımlatmak, panellerde, bilhassa TV tartışmalarında kendini göstermek, kamuoyu starları yaratmak, think-tank’lerin verimliliğinin önemli bir göstergesi.
Medya açısından tetik olmayı gerektiren bir nokta, burası. Think-tank’ler, etkileyici “uzman” görünüşleriyle, ideolojik içeriği, politik neticeleri olan tercihleri bilimsel veya yansız/nötr datalar olarak takdim etme yeteneğine sahipler. Uzmanlık bilgisini sorgulamaya –hele memleketimizde- pek yatkın olmayan medya da, bu data kılıklı fikirleri/projeleri memnuniyetle ve saygı dolarak aktarma alışkanlığına sahip. Kısacası think-tank’ler, kamuoyunun eşitlikçi-dengeli, âdil bir müzakere koşullarında “oluşmasının” önünde bizzat engel teşkil eden medya ortamındaki “haksız rekabeti”, para ve güç sahipleri lehine, körükleme istidadı taşıyorlar.
Güzel günler sizinle olsun, saygılarımızla