Turkish Business Club

Turkish Business Club

Posts 1-2 of 2
  • Dr. Nilgün Birgören
    Dr. Nilgün Birgören    Premium Member   Group moderator
    The company name is only visible to registered members.
    Kemal Derviş'ten kriz uyarısı
    BM Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Kemal Derviş, küresel finans krizinin gelecek aylarda kötüleşeceğini belirterek, dünya ülkelerinin krize karşı birlikte mücadele etmeleri ve ticarette korumacılık yoluna sapmamaları çağrısında bulundu.

    21 Kasım 2008, Cuma- Brookings Enstitüsü adlı düşünce kuruluşunun Washington'da düzenlediği panelde konuşan Derviş, yönetim eksikliği, finans sektörünün denetimsizliği gibi nedenlerin yol açtığı küresel kriz yüzünden, dünyada 100 milyonlarca kişinin acı çekeceğini söyledi.

    Krizin gelecek aylarda kötüleşeceği uyarısında bulunan Derviş, sonraki durumun alınacak önlemlere bağlı olacağına işaret ederek, krizle ülkelerin tek başına mücadele edemeyeceğini ve koordinasyon ile işbirliği gerektiğini anlattı.

    Ticarette korumacılıktan uzak durulması gerektiğini vurgulayan Kemal Derviş, "ülkenizde istihdamı korumak için dış ticarete kısıtlamalar getirdiğinizde, başka ülkeler de aynısını yapar. Ancak unutulmamalı ki, bir ülkenin ithalatı, başkalarının ihracatı anlamına gelir. Krizle mücadele ederken ticaretin güçlü tutulması gerek. Ticarete kısıtlamalar getirilmesi, ülkelerin kendilerine zarar verir. Ticaretin genişlemesi, istihdama da orta ve uzun vadede yardım eder" dedi.

    Finans sektöründe uluslararası denetimin olmamasının, sorun oluşturduğunu anlatan Derviş, "kuralsız sistem olmaz" dedi. Denetim eksikliğinin giderilmesi gerektiğini belirten Derviş, bunun zor olacağına da işaret etti.

    Derviş, krizle mücadele ederken, yeni organizasyonlar oluşturulmasına gerek olmadığını ve bunun yerine mevcut kurumların güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

    Panelde aralarında ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Madeleine Albright'ın da yer aldığı diğer konuşmacılar da, ABD başkanlığına seçilen Barack Obama'nın çok zor bir göreve başlayacağına işaret ederek, siyasi ve uluslararası konularda çeşitli öneriler dile getirdiler.


    Nilgun Birgoren
  • Can Cirisoglu
    Can Cirisoglu    Group moderator
    The company name is only visible to registered members.
    Re: Kemal Derviş'ten kriz uyarısı
    Bir değişik görüş: Mehmet Öğütçü'den.
    Can Çirişoğlu notu:Ekim 2007'de bunları o gün için danışmanlık hizmeti verdiğim firmalarla paylaştığımda geri besleme olarak Şubat 2008'de tüm süreli kontratlarım karşılıklı iptal edilmişti.

    Mehmet Öğütçü
    Londra

    Türkiye direksiyonda mı olacak, arkada mı oturacak?

    Dunya’da gucler dengesı ısıgında yeni bır sıstem kurulması cabaları yogunlasıyor. Bolgemizdeki jeopolitik denklemler yenıden karılıyor. ABD, 2011'den itibaren Irak'tan cekilecek. Haziran 2009 Iran secimlerinden sonra Tahran’ın uluslararasi sistem ile barisması sasırtıcı olmayabılır.

    ABD'nin Afganistan'a daha yogun yuklenmesi, hatta Pakistan'i da askeri operasyonlarina dahil etmesi mevcut asınmıs gucunu daha da kemirecek bir hata olur. Tum NATO ile bırlıkte basedemedigi Taliban'i Pakistan'i da karsisina alip dizginlemesi kolay degil. Rusya, son krız ve petrol fıyatlarının dususu ıle kanatları kırpılmıs olsa da, eskı Sovyet cografyasında Batı’ya goz actırmayacagını, fuze sıstemlerıne karsılık verecegını gosterıyor. Çin ile Batı’ya karşı stratejik evliliği bir süre daha devam edecek.

    Turkıye bu yenı sıstemde, sayet dersını ıyı hazırlanır ve yeteneklı ınsan sermayesını akıllı, gercekcı bır stratejı cercevesınde bu işe seferber ederse bu defa trenı kacırmayız. Sıstemde onemlı bır bolgesel sıyası, ekonomık ve askerı guc olarak yerımızı temınat altına alırız. Aksı halde, “boyle gelmıs boyle gıder” senaryosuna dahıl edılıp son aylarda hızlanan yogun dunya mımarısını yenıden yapılama cabalarının dısında kalırız.

    Bu konuda calısacaklara tavsıyemız Paul Kennedy’nın ılk basımı (Sovyetler cokmeden) 1987’de yapılan “The Rise and Fall of the Great Powers” baslıklı calısmasını yenıden okumaları. 1500 ıle 2000 donemınde Buyuk Gucler’in sıyaset ve ekonomılerını ınceledıkten sonra onların yukselıs ve dusus nedenlerını ırdeledıgı bu calısmada Kennedy Cin, Japonya, AB, Rusya ve ABD’nin gelecegını de ongormeye calısıyordu.

    Ozetle, buyuk bır gucun sadece dıger guclerle kıyaslanarak olculebılecegını, yukselısının mevcut kaynakları ve ekonomık surdurulebırlıgı ıle alakalı oldugunu, dususunun bu gucun ıse ıhtıras ve guvenlık gereksınımlerının kaynak temelının saglayabılecegınden fazla olması durumunda basladıgını soyluyor.

    Ongorusune gore, sureklı kamu açığı ıle harcamaların fınasmanının - ozellıkle askerı guc ınsa etmek amacıyla - Buyuk Guc’un dususunun en onemlı tek nedenı oldugunu, Sovyetler Bırlıgı ornegıne odaklanarak, acıklıyor. Paul Kennedy'nin "Uluslarin Yukselisi ve Dususu" eseri yeniden okunmaya deger. Ozellikle de finans bunaliminin tetikledigi guc kaymasi ve bunun uluslararasi sistemin mimarisine yansitilmasinin tartisildigi bir donemde.

    Biz 200 kusurluk uluslararasi toplumun siradan bir uyesı degılız. Dunyanın en degerlı gayrımenkulunun uzerınde oturuyoruz. Komsularımızla guvene ve ıhtılafların barıscıl cozumune dayalı saglıklı ılıskıler kuruyoruz. Kuzey Irak halkasının da yakında bu denkleme katılması sozkonusu. Kuresel duzen hakimiyeti iddiasini tasimis bir ımparatorlugun mirascilari olarak yenı ortaya cıkacak duzende hatırı sayılır bır bolgesel guc olarak sıvrılmemız kacınılmaz.

    Su ya da bu sekilde genlerimize sinmistir bolgesel guc DNAsı. Ne kadar beceriksiz davransak ne kadar capsiz hareket etsek de cografyamiz, kulturumuz, gecmisimiz ve bugunun reel polıtıgı bizi zarlarin yeniden atildigi bu donemde Akdenizli, Karadenizli, Balkan, Ortadogu ve Kafkas bolgesel gucu olarak one surecek.

    Iste bu anlamda ıcınde yasanılan krız yenı fırsat pencerelerı acabılır. Hadi toparlanip kendimize gelelim. Partıler ustu ulusal ve bolgesel vızyona en fazla ıhtıyac duydugumuz bır donemdeyız. Zamanimiz yaklasiyor. Kuresel yeni duzenin yonetim kurulu uyeleri arasinda yer almaliyiz.

    Ve bunu kendiliginden vermezler hicbir ulkeye.

    Türkiye'nin batmayacagının garantisi yok

    Once "sub-prime" krizi olarak baslayip finansal cokuse donusen bunalim bugun reel ekonomiyi temelinden etkilıyor. Hastalikli yonleri gunisigina cikan kuresel sistemi sarsan topyekun bir resesyon halini aldi. Kısa zamanda durulmasını beklemeyın. Krizin etkisini kisa zamanda atlatmak mumkun olmayacak. Ben, 2010 basindan itibaren nisbi duzelme bekliyorum sayet dogru adimlar atilir, guven tesis edilir ve baska bir ekonomik/jeopolitik deprem yasanmazsa.

    Hem emtia ve enerji piyasalari, hem uluslararasi ticaret hem sermaye piyasalari ve akimlari, hem de uretim sektorleri vurgun yediler. Isını koruyabılen sanslı sayılıyor bu acımasız ortamda. Yasanan kriz bence dunya ekonomisinin "9 Eylul saldirisi".

    Sadece sirketler degil egemen ulkeler de iflasin esiginde. Borclarının gerı odenmesını cevıremıyorlar. Sozgelimi, Guney Kore'nin iflasi ABD Hazinesi'nin son anda mudahalesi ile, saat farkiyla, onlenebildi. Alman hukumetinin cikartmak istedigi 10 yil vadeli bonolara kimse iltifat etmedi. New York Beledıyesı'nın metronun fınansmanı ıcın ongordugu bonolara talip cikmayinca bunlar pıyasadan geri cekıldı. Metronun kapanması sozkonusu.

    Dubai'nin GSMH'sinin yuzde 150'si defterden silindi emlak krizi nedeniyle. Isvicre'nin borcu GSMH'sinin yuzde 670'ine cikti. Amerika'da FBI hesaplarinda usulsuzluk oldugu dusunulen 22 banka ve finans kurumunu incelemekle gorevlendirildi. Onumuzdeki aylarda cok sayida elleri kelepceli bankaci, siyasetci gorursek ekranlarda sasirmayin.

    Dunya'nin dort bir kosesinde sermaye-yogun projeler askiya aliniyor. Bunlarin yaklasik yuzde 50'si tamamen terkedilecek, kalan yuzde 50'si ise eski fiyatin iki kati maliyetle ileriye ertelenecek. Simdiki deflasyon bir sure sonra ekonomiyi canlandirmak icin siringa edilen devlet fonlarinin da etkisiyle kontrol edilemez enflasyona donusecek. Issizlik tirmanisa gececek. Sadece finans sektorunde degil ihracatin motoru olan sektorlerde de. Hukumetlerin gelir icin basvuracaklari vergi mukellefi sayisi azalacak. KOBI'lerin cok azi sagligini koruyabilecek boyle bir ortamda.

    Petrol fiyatlarinin Temmuz'daki 147 dolardan bugun 47 dolar seviyesine dusmus olmasi hem enerji sektorune yeni kapasite artirim yatirimi yapilmasini geciktirecek (boylece, krizden cikildiginca ciddi arz acigi ortaya cikmasina, fiyatlarin suratle yukselmesine yol acacak) hem de etanol, ruzgar, gunes, yakit hucresi benzeri yuksek fiyat ortaminda sansi olan enerji turlerinin fiilen en arkalarda bir koseye atilmasi sonucunu doguracaktir. Enerji tasarrufu ve etkinligi programlari da aciliyetini kaybedecektir. Enerji ihracatina bel baglayan Ortadogu ve basta Rusya olmak uzere BDT ulkeleri kuskusuz bu gelir azalisindan ciddi sekilde etkilenecekler.

    Cin'in buyumeye uc puan katki saglayan ihracatindaki keskin azalisi telafi etmek icin ic pazari canlandirma icin harcama paketi iki yil boyunca GSMH'nin yaklasik yuzde 35'ini tahsis etmeyi ongoruyor. Buyumenin yuzde 8 esiginin altina dusmesi cok ciddi ekonomik ve sosyal sorunlari tetikler gorusu hakim.

    Ilginctir ki, krizin patlak vermesi dunya'da ciddi guc kaymalarinin yasandigi, Ulusal Istihbarat Konseyi'nin onumuzdeki 20 yilda ABD'nin tek superguc statusunu kaybedecegini ilan ettigi bir doneme denk dusuyor. BRIC (Brezilya, Rusya, Cin ve Hindistan) ve G-20 ulkelerinin dunya ekonomisinin ve jeopolitiginin hakim tepelerine dogru yuruyuse gectikleri bir donem. Sokaktakı ınsanlar komplo teorılerının kolaycılıgına kacıyor genellıkle. ABD'nın kendı dısındakı yukselen guclerrı bu krız yoluyla dızgınleme projesı olarak gorenler de var yasananları.

    Tarihi evrime bakilirsa bu tur inis-cikisli donemlerde ABD'nin bir sure sonra zeytinyagi gibi yuzeye ciktigi, dunyanin geri kalan bolumunun izdirap cekmeye devam ettigi goruluyor. Serbest piyasa felsefesi uzunca bir sure yerine devlet mudahaleciliginin belirleyici olacagi bir duzene yerini birakacak. Her ulke, uluslararasi isbirligi ve ortak menfaatlaar cizgisi arayisi yerine "gemisini kurtaran kaptan" pesinde olacak gibi gorunuyor.

    G-20'lerin Nisan 2009'a kadar ciddi ilerleme kaydedeceklerini sanmiyorum. Hepsi birbirinden farkli ekonomik gelismislik duzeyinde, farkli menfaatleri ve sorunlari olan 20 ulkenin yeni bir uluslararasi mimari insa etmeleri kolay degil. Digerlerine de soz gecirebilecek temel direk ulkelerin liderligine ihtiyac var. ABD, $700 milyar'lik kurtarma paketini adeta Goldman Sacs ve diger buyukleri kurtarma operasyonuna donusturuyor gibi. Tam bir burokratik kabus. kafa karistirici. Beyaz Saray, Hazine, Kongre, Fed herkes isin icinde ve kimse kararli adim atamiyor.

    Turkiye daha once yasadigi finans krizi dolayisiyla bircok ulkeye gore daha hazirlikli. Kriz yonetimini biliyor. Yine de kendi disinda gelisen krizin Turkiye'yi teget gecmeyecegi ortada. Boylesine dunya pazarlari, sermaye piyasalari ve ekonomik bloklari ile eklemlenmis bir ulkenin etkilenmemesi mumkun degil. Ozellikle de ihracat pazarlarinin kuculmesi, insaat projelerinin iptali ya da mevcutlarin yavaslamasi, turizm hareketlerinin kisilmasi, sermayenin maliyetinin yukselmesi, yabanci yatirimcinin daha urkek davranmasi gibi nedenler Turk ekonomisinin belkemigine baski yaratacaktir.

    Gorebıldıgım kadarıyla hukumet, kendısı dısında gelısen, krızı sahıplenıp cozum aramakta gec kaldı. "Saglamcı" hareket eden bankacıların kredılerını gerı cagırması karsısında zaten canı yanmıs vazıyettekı ozel sektor ıle bankalar arasında hukumetın "arabulucu" olması gerekıyor. Tam tersıne bugun bankacılara gozdagı verılıyor. Unutmayalım ki bankacılık sektoru 2001 krizinden sonra kendisıni toparladı. Pekı reel sektor ne yaptı o surecte? Aldıgı dış borcları belkı hovardalıkta kullanmadı ama aylardan beri geliyorum denen krize de bıhakkın hazırlanmadı. Piyasadaki nakit sıkısmasını onleyen bir formul uzerinde çalışılmalı. Sadece bir tarafı koruyup diğer tarafı reddederek kriz yonetilemez.

    ABD, AB, Guney Kore ve Japonya'dakı sırket kurtarmaların benzerı bızde de beklenebılır. Buna hazırlanmalı hukumet, ozellıkle de krızın olumsuz toplumsal yansımalarını hafıfletmek ıcın. Cok buyuk şirketlerin muazzam boyutta işten çıkarmalarına ve üretim durdurmalarına tanık olacagız yakında. Bu bagıra bagıra gelıyor.

    2001 krizinin ardından getırılen "Istanbul yaklaşımı"nın basarı ve basarısızlıgı bugune ısık tutabılır. Ekonomımızın belkemıgını olusturan KOBI'lerın cokmesıne ızın veremeyız. Daha sert ruzgarlar esecek, onlem alınmazsa kucukler ruzgarda savrulup gıdecekler. Işsizlik fonunun daha etkin kullanılması için bir özel yaklasıma ıhtıyac var. Ekonomik onlemlerın yanısıra toplumsal bakımdan da krize hazırlanmalı hukumet. Aksı taktırde, zaten dını ve ayrılıkcı hareketlerle bas edemezken bır de toplumsal karısıklıklarla mucadele etmek zorunda kalacak hukumet.

    Ne gereksiz karamsarlik ne de asiri iyimserlik. Siyasi yonetimin krizin ciddiyetini kavradigini, kuresel gelismeleri dikkatle izledigini, ulke icinde tum ilgili taraflarla danismalari da ihmal etmeden gereken tum onlemleri suratle alip uygulamasinin takip edilecegini kamuoyuna,ic ve dis ekonomik oyunculara inandirici sekilde yansitmasi on kosul. Zira, krizin temelinde yapisal hastaliklarin yanisira itimatsizlik da yatiyor. Herkes caninı yakan krizi goruyor ve is-siyaset dunyasinin liderlerinden de kararli, guven uyandirici adimlar bekliyor. Toz pembe hikayeler degil.

    Dis borc stogunun aslan payina sahip olan ozel sektorun kredinin ve ertelemenin maliyetlerinin son derece agirlastigi bu ortamda kuculerek ic yapisini guclendirmesi gerekiyor. Hemen her ulke devlet fonlari ile "enflasyon canavari"ni uyandirmadan ic piyasayi canlandirmak pesinde. Benzeri bir caba ister istemez Turkiye'de de gerekecek. Devletin ekonomiye mudahalesi artacak. "Akilli" devletin, saglam bilgi ve degerlendirmeye dayali stratejik mudahelesi olumlu karsilanir ama tersi krizi oldugundan daha da agirlastirir.

    Deger kaybetmis Turk sirketlerinin yok pahasina kapatilmasi riski mevcut. Ozellikle Bati'dan uzak durmaya calisan ve Turkiye'ye guven tazelemis olan Arap sermayesi dikatle izlenmeli. Egemen servet fonlarindan medet umarken degerli varliklarimizi kaybetme riskini akildan cikartmayalim.

    Hukumet, Mevlana gıbı "kım olursan ol gel" dememelı. 2001 krızınden sonra fınans ve sıgortacılık sektorunun agırlıgını kaptırdık yabancı oyunculara. Daha sonra ozellesme ıle en degerlı varlıklarımız gıttı uluslararası yatırımcılara. Sımdı de sermayenın pahalılastıgı bır ortamda dıs borcu yukunu cevırmekte gucluk ceken buyuk ısletmelerımız elden gıdebılır. Batı'da yogurt sırketlerı bıle "stratejık" ılan edılıp kurtarılırken bızım arz-talep esasına gore pıyasa ekonomısının dedıgı olur dıyerek kayıtsız kalmamız gaflet olacaktır.

    Enerji fiyatlarinin dususu gecici bir oldu. 2010'dan itibaren yeniden yukselis bekleniyor. Bu firsat penceresini iyi kullanip kapsamli bir gelecek enerji stratejisini yururluge koymanin tam zamani.

    IMF ve AB cipasi bu firtinali zamanda sakin bir limanda demirlemek acisindan onemli. Ancak bunun parametrelerini ve neler beklendigini Turk yonetimi kendisi tanimlayarak muhataplarinin karsisina cikmali.

    Artık sırketler gıbı ulkeler de batıyor. Türkiye'nin batmayacagının garantisi yok. Vakıt kaybedemeyız. Alınacak ve tıtızlıkle uygulamasının takıbı yapılacak onlemler butuncul bır cercevede gorulmelı. Ne sadece sırket kurtarma, ne ıssızlıge yonelık yaratıcı yaklasım, ne reel ekonomıye hayat sırınga edılmesı, ne ıhracatcıya destek, ne arastırma-gelıstırmeyı daha somut projelere kaydırma, ne yenıden sekıllenen uluslarası sıstemın mımarısında oncu ulke olarak yer alma…..bunların hepsı bırden.

    Ve de bu stratejıyı yurutecek sıyası gucu yuksek bır lıderın etrafında akıllı bır ekıp, ıkna olmus, hukumete guven duyan kamuoyu ve ekonomık oyuncular...