۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۞۩۩۞۩۩۞]۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞
"Tanrı yalnız suyu yaratmıştı, insanlar ise şarabı yarattı." Victor Hugo
Mitolojide tanrıların içkisi kabul edilen şarap, Tevrat, Incil ve Zebur'da kutsal içki olarak anılır.
Şarabın ilk ortaya çıkısı ile ilgili çeşitli efsaneler anlatılagelmiştir.
Anadolu'da anlatılan en yaygın efsane; Nuh peygamber bir gün Ağrı Dağı'nın eteklerinde dolaşırken son derece neşeli bir keçi görür. Keyifle hoplayıp zıplayan keçinin neşesinin kaynağını merak eden Nuh peygamber keçiyi takip eder ve keçinin iri taneli bir meyveyi yediğini görür. Bu meyveyi çok beğenen peygamber üzüm suyunun tiryakisi olur. Nuh'un keyfini farkeden şeytan, onu kıskanarak yakıcı nefesiyle asmaları kurutur.
Ancak Nuh bu duruma çok üzülüp kederlenince şeytan merhamete gelerek, asmayı kurtarmak için 7 hayvanın kanıyla sulanması gerektiğini söyler.
Nuh onun dediği gibi aslan, kaplan, ayı, köpek, horoz, tilki ve saksağandan oluşan 7 hayvanın kanı ile asmayı sular ve asma yeniden canlanır.
Işte bu yüzden o günden beri üzümün suyundan ya da bu meyveden üretilen içkiyi içenler,
ya aslan gibi cesur, ya kaplan gibi yırtıcı, ya ayı gibi kuvvetli, ya köpek kadar kavgacı, ya horoz gibi gürültücü, ya tilki gibi kurnaz ya da saksagan gibi geveze olurlar.
Efsaneler bir yana, tarihsel bulgular bağcılık ve sarapçılığın Anadolu'dan yayıldığını, Anadolu'nun bu kültürde önemli bir yerde olduğunu kanıtlamaktadır.
Bugün şarap kültürünün adeta sembol ülkesi haline gelen Fransa, şarapla ilk kez M.Ö. 600 yıllarında Euxenus isimli Foça'lı bir gemici sayesinde tanımıştır.
Anadolu topraklarında bağcılık ve şarapçılığın yapıldığı dönemlerde Avrupa ve diğer ileri şarap ülkeleri şarabı tanımıyordu bile.
Dünyanın beşinci bağcı ülkesi durumunda olan Türkiye, ürettiği saraplarla meşhur Fransız, İtalyan, Kaliforniya şaraplarının yanında artık haklı bir yere ve üne sahip duruma gelmiştir.
Bir kadeh şarap içip sohbet etmeye bekleriz.
]۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۞۩۩۞۩۩۞]۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞