Probleme beim Einloggen
Yücel Gökbulak Gulahsızda guyi var
Gulahsızda guyi var
Hanım yar canım yar gülüm yar
Güzellerin toyi var
Hanım yar canım yar gülüm yar
Eller gülüp oynuyor
Hanım yar canım yar gülüm yar
Benim arzuhalim var
Hanım yar canım yar gülüm yar
Ergezende minare
Hanım yar canım yar gülüm yar
El ettim eski yare
Hanım yar canım yar gülüm yar
Ne golum ne ganadım
Hanım yar canım yar gülüm yar
Nasıl gidem o yare
Hanım yar canım yar gülüm yar
Yücel Gökbulak Ahlat'ın altında küçük iskele
Ahlat'ın altında küçük iskele
On sekiz yaşımda gittim askere
(Bağlantı)
Yol ver (Oy yol ver oy) başı dumanlı dağlar
Yol ver (Oy yol ver oy) göğsü çimenli dağlar
Yüksek minareden attım kendimi
Çok aradım bulamadım dengimi
Bağlantı
Yüksek minarede kandiller yanar
Kandilin şavkına bülbüller konar
Yücel Gökbulak Ahlat'ın Başındayım
Ahlat'ın Başındayım
Ahlat'ın başındayım
On altı yaşındayım
Kınamayın vay dostlar
Gül kızın peşindeyim
Güley güley
Gül hanım
Gel otur benim canım
Sensin benim dermanım
He canım he malım
Ahlat'ın kara taşı
Yandı bağrımın başı
O yar burdan gideli
Durmaz gözümün yaşı
Güley güley
Gül hanım
Gel otur benim canım
Sensin benim dermanım
He canım he malım
Yücel Gökbulak Halk Sanatları
AĞAÇ İŞLERİ(AHLAT BASTONU)
Oldukça tanınmış olan Ahlat bastonları genellikle ceviz ağacından, bazen kiraz
ve vişne ağaçlarından yapılmaktadır. Damarlı ve sağlam oluşu, iyi cila tutması ve kalitesini yükseltmesinden dolayı ceviz tercih edilmektedir.
Biçilmiş halde alınan ham ağaç, 110 cm. boyunda, 6 cm. eninde ve 2.5 cm. genişliğinde kesilmektedir.
Kafa/baş kısmında genellikle siyah ceviz ağacı, az da olsa kiraz ağacı da kullanılmaktadır. Boyu 5.5-6 cm. olan başa, her biri 7 mm. kalınlığında biçilen 5 parça üst üste plastik tutkalla yapıştırılmaktadır.
Parçaların tamamı yapıştırıldığında kafa boyu 9.5-10 cm.'ye ulaşmaktadır. Bütün parçalar bir vida veya çivi çakılarak sağlamlaştırılmaktadır.
Boynuz/kemik, rende ve törpü yardımıyla eğelenip düzeltildikten sonra, kafa kısmına tutkalla yapıştırılıp; çakılan çivinin gizlenmesi sağlanmaktadır.
Kemik, koç boynuzu veya manda boynuzundan elde edilmektedir.
Manda boynuzu çok sert ve rengi siyah olduğundan pek tercih edilmemektedir.
Koç boynuzu benekli, bazen siyah-beyaz veya sade beyaz olduğu, en önemlisi sedef görüntüsü verdiğinden dolayı Müşteri tercihinde de ön plana çıkmaktadır.
Boynuz Erciş'ten kasap veya mezbahalardan, kilo hesabı alınmakta; bir boynuzdan 2-3 baston yapılabilmektedir.
Genellikle hazır kalıp kullanılarak çizimler yapılmakta ve el testeresiyle kesilip, törpü ve eğe yardımıyla şekillendirilip cilalanmaktadır.
Tornaya çekilen baston, gövdesinde üst ve alt kalınlık aynı olduğundan tercih
edilmemekte; elle şekillendirilmektedir. Aşağı doğru incelen bastonun altına
taban kemiği yapıştırılmaktadır. Taban kemiğinin yapıştırılacağı kısım iskarpile
adı verilen aletle şekillendirilmektedir. Zımpara ile baston yüzeyine son düzeltme yapıldıktan sonra cilalanmaktadır.
Gomalağın ispirto içine konup eritilmesiyle hazırlanan cila, baston üzerine bir bez parçasıyla yedirilerek sürülmektedir.
Daha doğal parlaklık sağlayan ve çok çabuk kuruyan bu cila 'cam cila' olarak adlandırılmaktadır.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
DOKUMACILIK
İnsanoğlunun varolduğu tarihten günümüze kadar uygarlık el sanatlarıyla iç içe yaşamaktadır, İnsanlar gittikleri, egemen oldukları bölgelerde kendine özgü sanatlarını, bu sanata ilişkin kültürlerine de beraberlerinde götürmüşlerdir.
Türkler de tarihin her devresinde, dünya uygarlığına değerli sanat eserleri
armağan etmiş bir ulustur. Türk kültürünün en büyük özelliği binlerce yıl
boyunca Orta Asya'dan, Orta Avrupa'ya uzanan geniş bir bölgede etkili olması ve bu bölge kültürlerinden etkilenmesidir. Gerek önceki yerleşimlerinde, gerekse Anadolu'da kurdukları medeniyetler dolayısıyla büyük bir kültür birikimlerinin olması, onu gittikleri yere götürmeleri, Anadolu'nun sanat, kültür merkezi olarak tanınmasında önemli etken olmuştur.
Yine Anadolu'nun sanat hazineleri ile dolu olması, Asya'yı, Avrupa'ya bağlayan bir köprü özelliğindeki coğrafi konumu da önem arz etmektedir.
Ahlat halk sanatları da, bu hızlı değişim sürecinden olumsuz etkilenmiş yörelerimizdendir. Geçmişten günümüze ulaşabilen halk sanatları, toplumun yapısına göre oluşmuş, yerel özellikler gösteren, etnografik değer kazanmış; çoğu sanatsal boyutta ve işlevsel olan, halk tarafından üretilen, kullanılan, alınıp satılan, üretimi bugün gelir getirebilen, kültürel özellik taşıyan ürünlerdir. Dokuma; eğirme veya başka yollarla iplik haline getirilerek veya elyafı birbirine değişik metotlarla tutturularak bir bütün meydana getirme yoluyla elde edilen her cins kumaş, örgü, döşemelik, halı, kilim, zili, cicim, keçe, kolan vb.dir.
Geleneksel halk sanatlarımızdan dokumaların hammaddeleri yün, tiftik, pamuk, kıl ve ipekten sağlanmaktadır. Dokumacılık, yapım teknikleri, kullanılan araçlara göre; mekikli, kirkitli, mekiksiz olarak üç grupta incelenebilir.
Mekikli dokumalar gücüler yardımıyla gruplar halindeki çözgüler arasında
oluşturulan aralıktan, atkı ipinin mekikle geçirilmesi sonucunda elde edilen düz yüzeyli dokumalardır.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
TAŞ İŞÇİLİĞİ
Taş ustalığı taşın ocaktan çıkarılması, taşın ocaklardan inşaata getirildikten
sonra yontulması, taşın duvar olarak örülmesi, taşın işlenmesi (üzerine motif ve çeşitli desenlerin çizilmesi) olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır.
Ahlat halk mimarisinde kullanılan özel taş; Nemrut Dağının yanmasıyla oluşan tabii tuğladır.
Bu tuğlalar bazı yerlerde çok yanmış bazı yerlerde az yanmıştır. Çok
yanarak camlaşmış olanlar daha sağlam olduğundan, kullanım açısından daha
çok tercih edilmektedir. Az yanan tuğlalar yumuşak olduğu için inşaatta
kullanılmaktadır.
Taşın renginin bir kısmı koyu kestane bir kısmı açık kahverengidir. İçerisinde cam maddeleri bulunmaktadır. Taşa Sağlamlık kazandıran bu cam maddeleridir.
Bu taşlar Nemrut Dağının etrafındaki ocaklardan kütük haline çıkartılmaktadır. Yöre halkı bu taşların getirildikleri yeri;"Şıhkulaklar'ın taş", ";Kuruçay'ın taşı"; şeklinde ifade etmektedir. Ev yapımında; sert ve daha güzel renkli olduğu için şıhulaklar'ın taşı kullanılmaktadır.
Bu taş yörede ve bilimsel literatürde "Ahlat taşı" olarak tanımlanmaktadır. Yörede "Uzun yar", "Yassıtepe" ocakları da bulunmaktadır. Ancak buralardaki taşlar beyaz olduğu için kullanılmaktadır. Beyaz taş yazın güneşten, kışın dondan etkilenerek çabuk eridiği için rağbet görmemektedir.
Ahlat taşına benzer taş; Nemrut Dağı'nın Muş tarafından da çıkartılmaktadır.
Ancak Ahlat taşı hem kahverengi tonlarının güzelliği hem de sağlam oluğu
açısından bu taşla kıyaslanmayacak düzeydedir.
Ocakta üst üste bastırılmış şekilde olan taşlar demir çiviyle istenilen boyda çivilenerek parçalar halinde çıkartılmaktadır. Bu işleme "çivileme" denir. Demir çivilerle çıkartılan taş; kırka kırk, kırka elli veya otuza otuzbeş olarak kütük halinde getirilerek inşaata dökülür. İnşaatta taş ustaları onları; gönye, gran, balta tarakla yontarak kullanıma hazır hale getirir.
Günümüzde taşlar makineyle yontulmaktadır.
Makineyle yontulan taşlar elle yontulan kadar sağlam olmadığı için rağbet
görmemektedir. Ahlat usulü bir ev için yaklaşık 3000-4000 tane taş
kullanılmaktadır. Taşlar ocaktan hızardan geçmemiş kütük halinde metrekare
olarak alınmaktadır. Tabanı 100-120 m2 olan bir eve 100 m3 taş gider.
Yücel Gökbulak Hünerli Eller
Hünerli Eller
Ahlat’ta geçmiş dönemlerde bir kermes açılmış, davetlilere Ahlat’ın damak zevkini yansıtan ikramlarda bulunulmuş. Bu ikramlardan bazıları çok beğeni toplamış. İnsanlar, bu kadar güzel yemekler yapıyorsunuz da neden bunu devamlı hale getirmiyorsunuz diye sormaya başlamışlar. Bu gelişme, yürekli cesur iki Ahlat insanını harekete geçirmiş. Neden biz de yapamayalım diyerek kolları sıvamışlar ve hazırlıklara başlamışlar.
Bu girişimin finansman ihtiyacını karşılamak üzere bir dilekçe ile Kaymakamlıktan destek talep etmişler. Dilekleri kabul görmüş ve 5000 Tl lik bir kaynak elde etmişler. Sıra mekan edinmeye gelmiş, bu sorunu da aşmış, şirin bir mekan edinmişler. Hanım titizliğiyle, yüreklerini katarak, sevgiyle yoğurarak şık ve sevimli bir mekan oluşturmuşlar. Sonra da mekanın adı ne olsun aşamasına gelinmiş. Omu olsun, bu mu olsun derken, genç girişimcilerden birinin afacan kızı son noktayı koyuvermiş. Hünerli Eller.
Kimse itiraz edememiş bu afacanın önerisine, artık her şeyiyle hazırdı. Hünerli Eller.
Hünerli Eller, gerek Ahlat’ta gerekse Ahlat çevresindeki yerleşim merkezlerinde bir ilkti. İlk kez Ahlat’ta bir bayan girişimi gerçekleşiyordu. Hiç kuşkusuz bu girişimin başarısı çok önemliydi. Eğer başarılı olurlarsa kendilerinden sonra gelen jenerasyona örnek teşkil edeceklerdi. Yok başarılı olamazlarsa, böyle bir cesareti kimse gösteremeyecekti. Bu açıdan çok önemliydi, başarılmalıydı. Nitekim öyle oldu bu inançlı, yürekli, cesur iki bayan bu işi başardı.
Tam tamına beş yıl olmuş, bu süre içerisinde çok mesafe kat etmişler. Çekemeyenler, kıskananlar da olmuş hiç kuşkusuz, ancak inançlı ve kararlı duruşlarından taviz vermemişler. İlkeli başlamışlar işe. Temizlik temel ilkeleri olmuş, ardından estetiğe önem vermişler. Yüreklerini katmayı ihmal etmemişler, heyecanlarını da. Başarıyı yakalamışlar,
Zamanla deneyimleri artmış, acemiliklerini kenara itivermişler, moralleri yükselmiş, kendilerine güvenmeye başlamışlar, bol seçenek sunabilme olanağına kavuşmuşlar. Arz-talep dengesini yakalamışlar. Ne ilgi görüyorsa ona yoğunlaşmış, ilgi görmeyen seçenekleri listelerinden ayıklamışlar.
Temel ilkelerinden biri de, insanlara bir ev ortamı içerisinde ev yemeği sunmak olmuş. Ticari düşünmemişler, önce insana yakışanı sunmayı yeğlemişler. Zamanla sürekli müşterileri olmuş. Yemek için lokantaya gitmek imajını, huzurlu bir ortamda yemek yeme olarak değiştirmeyi başarmışlar.
İşlerini yaparken gösterdikleri performans zamanla bir eğlenceye dönüşmüş. Asıl olan da bu değil midir? İşiniz ne olursa olsun, işinizi severek yapıyor olmak önemlidir.
Ahlat’ın bu iki yürekli kadını bakın ne diyorlar: “Göğsümüzü kabartarak ve ailelerimize layık olarak bu işi sürdürmeye kararlıyız. Bizi kimse bezdiremez. Belki çoğu insanın düşüncesi bizim bu işi beceremeyeceğimiz şeklinde idi. Bir iki ay içerisinde dayanamayıp kapatacağımızı düşünenler de oldu. Ama onlar hayal kırıklığına uğradılar. Biz o kadar emeği, çabayı burayı kapatalım diye vermedik. Mücadele etmeye, başarılı olmaya kararlıydık. Başardık. Sağlığımız elverdiği sürece hizmet etmeye devam edeceğiz. Bizim amacımız kazandığımız paradan çok kendimizi ispatlamaktı. Ama asıl önemli olan Ahlat’ta kadınların da böyle modern bir yere sahip olabileceklerini kanıtlamış olmaktır.”
Ahlat,. tarihin her döneminde parlak günler yaş...ıştır. Ticaretin, uygarlığın, sanatın, bilimin önde gelen merkezlerinden biri olmuştur. Adını tarihin saygın ve unutulmazları arasına yazdırmıştır. Bu kültür, kuşaktan kuşağa geçerek günümüze kadar gelmiştir. Ancak zaman zaman bazı kesintilerin olduğunu da görmezlikten gelinmemelidir.
Tarih boyunca dünya çapında başarılı bilim insanları, sanatçılar, mimarlar çıkaran Ahlat’ın, son yüzyılda hemen hemen hiçbir alanda adını altın harflerle yazdıracak insanı çıkaramaması üzüntü verici bir durumdur. Elbetteki bu durumu son yüzyılın tarihi konjonktürü ile açıklamak mümkündür. Ancak her şeye karşın günümüz Ahlat’ının geçmişin muhteşem Ahlatı ile eşdeğer bir pozisyonda değerlendirilmesi arzulanan bir husustur.
Bu açıdan bakıldığında, yürekli, cesur iki Ahlat kadınının bu girişimini önemsiyor, saygı ile karşılıyoruz. Başarı diliyoruz ki yeni kuşaklara örnek teşkil etsin. Örnek teşkil etsin ki, Ahlat’ın misyonu ile örtüşmeyen bağnazlığın kökü kazınsın…
Tüm dünyanın adını bildiği, ancak Ahlat’ın bilmek bir yana, adını bir caddesine vermeyi bile akıl edemediği Hürrem Şah ve nicelerini çıkaran Ahlat’ın yürekli ve cesur iki kadını önemli bir işi başarıyorlar. Onlara destek olmak, onları cesaretlendirmek, başka yürekli cesur kadınların önünü açmak, kadını evinde oturup, işe yaramaz bir pozisyondan kurtararak, çalışan, üreten, kazanan, aile bütçesine katkı sağlayan bir düzeye taşımak görevimiz olmalıdır.
Ahlat’ta başka hünerli eller de mutlaka vardır.Pek çok işi başarabilirler, ancak bir girişimde bulunabilmeleri için gerekli cesareti gösterebilmeleri gerekiyor.
Bu HÜNERLİ ELLER’in tüm hünerli ellere örnek teşkil etmesi dileğiyle…

Moderatoren

Infos zu den Moderatoren

Über die Gruppe "Ahlat Gönüllüleri"

  • Gegründet: 07.04.2010
  • Mitglieder: 6
  • Sichtbarkeit: offen
  • Beiträge: 24
  • Kommentare: 0