Probleme beim Einloggen

Özdoğrular Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik

ö z d o ğ r u l a r , 18.08.1988 tarihinde kurularak, Mali Müşavirlik faaliyetine başlamıştır Sektöründe ilk ISO 9001: 2000 Belgesi almıştır

Ozdogrular 50x50 Özdoğrular Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Vergi Mahkemesi Kararına Yönelik Temyiz İsteminin Danıştay Tarafından Reddedilmesi Nedeniyle Devreden KDV’nin Değişmiş Olması
Vergi mahkemesi tarafından her ne kadar düzeltme raporları uyarınca düzenlenen ve davacıya tebliğ edilen ihbarnamelere karşı dava açılmayarak kesinleştiği gerekçesiyle cezalı tarhiyatın devreden katma değer vergisinin azaltılmasından kaynaklanan kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de 2008/Ocak-Aralık dönemleri için tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezasına karşı açılan davayı kabul eden Vergi Mahkemesi’nin kararına yönelik temyiz isteminin Danıştay Dokuzuncu Dairesi tarafından reddedilmesi, bu karara ilişkin karar düzeltme isteminin de Danıştay Dokuzuncu Dairesi kararıyla reddedilmesi nedeniyle davacının 2009/Ocak dönemine devreden katma değer vergisi de değişeceğinden vergi mahkemesince bu husus gözönüne alınarak yeniden bir karar verilmesi gerektiği hk.
İstemin Özeti: Davacı adına, 2008/Aralık döneminden 2009/Ocak dönemine devreden katma değer vergisinin azaltılması yönünde hazırlanan vergi inceleme raporları da dikkate alınarak, (…) Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün (…) vergi numaralı mükellefi T.H. (…) Ltd. Şti.’nden aldığı faturaların sahte olduğundan bahisle 2009/Mart, Haziran, Eylül ve Kasım dönemlerine ilişkin olarak re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı; kısmen kabul eden, kısmen reddeden Vergi Mahkemesinin kararının; dilekçelerde ileri sürülen sebeplerle karşılıklı olarak bozulması istenilmektedir.
Karar: Uyuşmazlık; davacı adına, 2008/Aralık döneminden 2009/Ocak dönemine devreden katma değer vergisinin azaltılması yönünde hazırlanan vergi inceleme raporları da dikkate alınarak, T.H. (…) Ltd. Şti.’nden aldığı faturaların sahte olduğundan bahisle 2009/Mart, Haziran, Eylül, ve Kasım dönemlerine ilişkin olarak re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı; sahte fatura kullanıldığından bahisle katma değer vergisi indiriminin reddine ilişkin kısmı ve özel usulsüzlük cezası yönünden kabul eden, devreden katma değer vergisinin azaltılmasından kaynaklanan kısmı yönünden reddeden vergi mahkemesi kararının; taraflarca ileri sürülen sebeplerle temyizen incelenerek bozulması istemine ilişkindir.
Davalı idarece temyiz dilekçesinde, sahte fatura kullanıldığından bahisle tarh edilen katma değer vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezası ile özel usulsüzlük cezası yönünden ileri sürülen iddialar vergi mahkemesi kararının kabule ilişkin hüküm fıkrasını kusurlandıracak nitelikte görülmemiştir.
Vergi mahkemesi kararının, davacı adına yapılan cezalı tarhiyatın devreden katma değer vergisinin azaltılmasından kaynaklanan kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davacı temyiz istemine gelince;
Vergi mahkemesi tarafından her ne kadar düzeltme raporları uyarınca düzenlenen ve davacıya tebliğ edilen ihbarnamelere karşı dava açılmayarak kesinleştiği gerekçesiyle cezalı tarhiyatın devreden katma değer vergisinin azaltılmasından kaynaklanan kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de 2008/Ocak-Aralık dönemleri için tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezasına karşı açılan davayı kabul eden Vergi Mahkemesi’nin kararına yönelik temyiz isteminin Danıştay Dokuzuncu Dairesi’nin 28.12.2015 tarih ve E. 2015/15460, K. 2015/18936 sayılı kararı ile reddedilmesi, bu karara ilişkin karar düzeltme isteminin de Danıştay Dokuzuncu Dairesi’nin 23.11.2016 tarih ve E. 2016/18728, K. 2016/7270 sayılı kararıyla reddedilmesi nedeniyle davacının 2009/Ocak dönemine devreden katma değer vergisi de değişeceğinden vergi mahkemesince bu husus gözönüne alınarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idare temyiz isteminin reddine, davacı temyiz isteminin kabulüne, Vergi Mahkemesi’nin kararının cezalı tarhiyatın devreden katma değer vergisinin azaltılmasından kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına, sahte fatura kullanıldığından bahisle tarh edilen katma değer vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezası ile özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasının onanmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. https://www.ozdogrular.com/content/view/38502/
Ozdogrular 50x50 Özdoğrular Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Anonim ve Limited Şirketlerde Zarar Miktarını Azaltıcı İşlem Oluşturan İnceleme Raporlarına Karşı İptal Davası
213 sayılı VUK’nun 378. maddesine göre mükellefler kendi beyanlarına karşı vergi mahkemesinde dava açamazlar. Ancak ihtirazi kayıt yolu ile yapılan beyanlarda dava açmak mümkün bulunmaktadır.[1]
Vergi incelemesi sonucu her zaman eleştirel rapor düzenlenmeyebilir. Bazen, mükellefin beyan ettiği zarar miktarını azaltan vergi inceleme raporları da zaman zaman ortaya çıkabilmektedir.[2] Düzenlenen vergi inceleme raporları neticesinde mükellefçe beyan olunan zarar tutarını azaltıcı işlem niteliğinde olan raporlara karşı da dava açma tercihi yolu her zaman mümkündür.[3]
Ancak, doktrinde, vergi inceleme raporları uyarınca vergi idaresinin tesis ettiği zarar azaltımı işlemlerinin dava konusu yapılamayacağı ileri sürülmüştür. Bahse konu görüş, vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi gerektiği (213 s. VUK md.378/1); mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı ancak vergi mahkemesinde dava açabilecekleri (213 s. VUK md.377/1); vergi mahkemelerinin ancak vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalara bakabilecekleri (2576 s. Kanun md. 6/a) gerekçelerine dayanmaktadır. Dolayısıyla, zarar azaltımı işlemlerinde ortada bir vergi, resim veya harç tarhiyatı işlemi ve/veya ceza kesme işlemi bulunmadığından, zarar azaltımı içerikli inceleme raporlarının dava konusu yapılamayacağı ileri sürülmüştür.
Ozdogrular 50x50 Özdoğrular Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Ekonomi Bakanlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü'ne Ait 2003/2 Sayılı Genelge' de Yapılan Değişiklikler
Ekonomi Bakanlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğünce çıkarılan 2003/2 sayılı Genelge' de 2018/1 ve 2013/4 sayılı Genelgeler ile yapılan değişiklikler işlenmiş olup Genelgenin yeni halinde;
- Serbest Bölge adresli eşyanın gümrük işlemlerine müteakip doğrudan Serbest Bölgeye alınması esas kılınmıştır.
- Aynı Konşimento muhteviyatı eşyanın sadece bir bölümünün Serbest Bölge adresli olması halinde, maksimum 45 gün(Eski uygulamada bir ay) süreyle geçici depolama alanı veya antrepoda kalmasına müteakip Serbest Bölgeye aktarılması gerekmekte olup, bu kurala uymayan ve antrepo/geçici depolama yerine alınan serbest Bölge adresli eşyanın Serbest Bölgeye girişine izin verilmeyecektir.
- Diğer taraftan üretim ruhsatına haiz kullanıcıların talebi halinde, Bölge Müdürlüğünün uygun görüşü/Genel Müdürlüğün onayıyla, yüksek tonajlı girdilerde maliyet azaltıcı mahiyette geçici depolama yeri veya antrepo kullanılmasına taahhütname alınıp Bölge Müdürlüğü gözetiminde sevkiyat yapılması suretiyle izin verilebilecektir. Mehmet Yıldırım YMM
https://www.ozdogrular.com/content/view/38509/178/
Ozdogrular 50x50 Özdoğrular Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Bitcoin Alış Satışının Türk Vergi Kanunları Karşısındaki Durumu
1. Giriş
Para, iktisattaki en geniş anlamıyla, değeri herkes tarafından bilinen bir mübadele aracı olarak tanımlanabilir. İktisat tarihinde trampa ekonomisinden sonra uluslararası alanda kabul görmüş bir değer olan para, her ülkenin kendi sistemine göre yasal olarak düzenlenmiştir. Zamanla ülkeler arası ticari, ekonomik ve elektronik iletişimin yaygınlaşması sonucunda, dijital para ismini verdiğimiz parasal değerler gündeme gelmiştir.
Makalenin ilerleyen kısımlarında, elektronik para birimlerinden biri olan Bitcoin ile ilgili açıklamaların yanı sıra, bu elektronik paranın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ile ilgili mevzuat düzenlemeleri içerisinde yer alıp almadığı ve vergi kanunları karşısındaki durumu ele alınmıştır.
2.Bitcoin Kavramı ve Çeşitli Ülkelerdeki Kullanımı
Bitcoin; 2008 yılında Japonya'da Satoshi Nakamoto isimli bir kişi tarafından programlandığı iddia edilen, herhangi bir merkez bankası veya resmi kurulu ile ilişiği olmayan, ancak ülkelerin para birimleriyle alınıp satılabilen, herhangi bir aracı kuruma gerek kalmadan transferi yapılabilen ve B karakteri ile sembolize edilen sanal bir dijital para birimidir.
Bugünlerde birim fiyatı 15.000 Doların üzerinde olan ve piyasa değeri yaklaşık 300 milyar Doları bulan Bitcoin, Japonya, ABD, Kanada, İsveç, Avustralya, Finlandiya, Hollanda, Danimarka, Güney Kore, Lüksemburg gibi ülkelerde yasal ödeme aracı olarak kabul edilip serbestçe kullanılırken, Almanya, İngiltere gibi ülkelerde yapılan düzenlemeler gereğince kullanıldığında özel para veya sanal emtia olarak vergilendirilmesi öngörülmüş; ülkemizin de içinde olduğu Çin, Rusya gibi ülkelerde ise yasal anlamda dijital para birimi olarak kabul edilmemiştir.
Bitcoin'in çeşitli ülkelerde bulunan kullanıcıları ile işlem hacminin artışı düşünüldüğünde, ülkelerin bu ve buna benzer dijital para birimleri hakkında piyasanın korunması açısından gerekli önlemleri alması ve yasal düzenlemeler yapması kaçınılmaz hale gelmiştir.
3.Türkiye'de Elektronik Para Konusunda Yapılan Yasal Düzenlemeler Doğrultusunda Bitcoin'in Durumu
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 2. maddesinde e-ticaret; fiziki olarak karşı karşıya gelmeksizin, elektronik ortamda gerçekleştirilen, çevrimiçi iktisadi ve ticari her türlü faaliyet olarak tanımlanmıştır.
Ülkemizde 27 Haziran 2013 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun'un 3/ç maddesinde elektronik para "Elektronik para ihraç eden kuruluş tarafından kabul edilen fon karşılığı ihraç edilen, elektronik olarak saklanan, bu Kanunda tanımlanan ödeme işlemlerini gerçekleştirmek için kullanılan ve elektronik para ihraç eden kuruluş dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından da ödeme aracı olarak kabul edilen parasal değer" şeklinde tanımlanmıştır.
6493 sayılı Kanun'un 14/1 maddesinde ödeme kuruluşlarının ancak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundan (BDDK) izin almak suretiyle faaliyette bulunabileceklerini belirtmiştir.
BDDK da bu kapsamda Türkiye'de faaliyet izni verilen elektronik para kuruluşlarının listesini yayınlamıştır.
Bununla birlikte BDDK 25.11.2013 tarihli basın açıklamasında; "Herhangi bir resmi ya da özel kuruluş tarafından ihraç edilmeyen ve karşılığı için güvence verilmeyen bir sanal para birimi olarak bilinen Bitcoin, mevcut yapısı ve işleyişi itibarıyla Kanun kapsamında elektronik para olarak değerlendirilmemekte, bu nedenle de söz konusu Kanun çerçevesinde gözetim ve denetimi mümkün görülmemektedir. Diğer taraftan, Bitcoin ve benzeri sanal paralar ile gerçekleştirilen işlemlerde tarafların kimliklerinin bilinmemesi, söz konusu sanal paraların yasadışı faaliyetlerde kullanılması için uygun bir ortam yaratmaktadır. Ayrıca Bitcoin, piyasa değerinin aşırı oynak olabilmesi, dijital cüzdanların çalınabilmesi, kaybolabilmesi veya sahiplerinin bilgileri dışında usulsüz olarak kullanılabilmesi gibi risklerin yanı sıra yapılan işlemlerin geri döndürülemez olmasından dolayı operasyonel hatalardan ya da kötü niyetli satıcıların suistimalinden kaynaklı risklere de açıktır." şeklinde görüş bildirmiştir. 1
BDDK'nın basın açıklamasından anlaşılacağı üzere bugün itibariyle Bitcoin Türkiye'de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından belirlenen şartları taşımaması nedeniyle elektronik para olarak kabul edilmediğinden, ödeme hizmetleri ve elektronik para kuruluşları için sayılan güvence kapsamına girmemektedir.
4.Bitcoin Alış-Satışının Ülkemiz Vergi Kanunları Karşısındaki Durumu
Bitcoin dijital bir para birimi olarak çeşitli ülkelerdeki kullanıcıların taleplerindeki artış doğrultusunda hızlı bir şekilde değer kazanmaktadır. Bu talebin artması bu dijital biriminin bir yatırım aracı olarak kullanılmasını da gündeme getirmektedir.
Bu durum karşısında İngiltere'de olduğu gibi bazı ülkeler, Bitcoin artışını sermaye kazancı olarak değerlendirmiş ve vergilendirilmesini öngörmüştür. Rusya ve Çin gibi ülkeler ise Bitcoin'i "Dijital Mal" ve "Sanal Emtia" olarak değerlendirip buna göre vergilendirileceği yönünde açıklamalarda bulunmuştur.
Aşağıda, Türkiye'de uygulanan vergi sistemi incelenerek, Bitcoin'in çeşitli vergi kanunlarına göre vergilendirilmesi hususu açıklanmıştır.
a) Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Açısından Yapılan Değerlendirme
6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 28. maddesinin 2. fıkrasında "Bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım-satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine tabidir." yer alan düzenleme ile bankerlerin yapmış oldukları işlemlerin banka muamelesi vergisine tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.
Aynı maddenin son fıkrasında "90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre ikraz işleriyle uğraşanlarla ikinci fıkrada belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini esas iştigal konusu olarak yapanlar bu Kanunun uygulanmasında banker sayılırlar." düzenlemesi ile de ödünç para verme suretiyle gelir elde edenler bu kapsamda değerlendirilmiştir.
Söz konusu Kanunun 30. maddesi, banka ve sigorta muameleleri vergisi mükellefinin banka ve bankerlerle sigorta şirketleri olduğunu belirtmiştir.
Uluslararası pazarda elektronik para olarak tanımlanıp ülkemizde bu kapsamda yasal anlamda kabul görmeyen Bitcoin'in alım-satımı dolayısıyla elde edilen kazancın, Bitcoin satışını yapan kurumun veya şahsın kazanç elde ettiği tespit edilse bile, banka ve sigorta muameleleri kapsamında vergilendirmek pek mümkün görülmemektedir. Zira kanun, banka ve sigorta muameleleri vergisinin mükellefi olarak banka veya bankeri doğrudan muhatap görmektedir. Oysa Bitcoin bir şahıs ya da kurumun sahip olduğu sistem olmadığı gibi, temsilcilik, franchise gibi bir oluşumu da yoktur. Bitcoin herhangi bir sınırlandırma ve eliminasyon olmadan internet aracılığı ile herkesin katılabildiği, kullanabildiği açık bir dijital kripto sistemidir.
b) Katma Değer Vergisi Açısından Yapılan Değerlendirme
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu' nun 1. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendi uyarınca her türlü mal ve hizmet ithalatının KDV'ye tabi olduğu belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 4. maddesi hizmet kavramını, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olarak tanımlamıştır.
"Bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek" işlemlerini de hizmet olarak tanımlamıştır.
Ayrıca aynı maddenin devamında "Bir hizmetin karşılığının bir mal teslimi veya diğer bir hizmet olması halinde bunların her biri ayrı işlem olup, hizmet veya teslim hükümlerine göre ayrı ayrı vergilendirilirler." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
KDV Kanunu'nun 6. maddesi, hizmetin Türkiye'de yapılmasını veya hizmetten Türkiye'de faydalanılmasını, Türkiye'de yapılmış bir işlem olarak kabul etmiştir.
KDV Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca mal ve hizmet ithalatını yapanlar da mükellef olarak kabul edilmiştir.
Katma Değer Vergisi Kanunu'nun hizmetin vergilendirilmesine ilişkin yukarıda yer alan hükümler bir bütün olarak değerlendirildiğinde İngiltere'de yapılan uygulamada olduğu gibi tamamen internet üzerinden alınıp satılan bir değer olan Bitcoin'in, dijital mal veya hizmet olarak değerlendirilmesi mümkündür. Bu kapsamda Bitcoin'in, bu dijital mal veya hizmetin alış-satış faaliyeti bakımından katma değer vergisine tabi olması gerektiği kanaatindeyiz.
c) Gelir Vergisi Açısından Yapılan Değerlendirme
Eğer Bitcoin alış satışını Gelir Vergisi Kanunu açısından değerlendirecek olursak, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 37. maddesi her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazancı ticari kazanç olarak tanımlamıştır. Dolayısıyla bitcoin alış-satışını devamlı olarak yapan şahıslar bu kapsamda vergilendirilmelidir. Eğer şahıslar tarafından bu bitcoin alış-satışı arızi olarak yapılıyorsa, aynı Kanunun 82. maddesine göre, "Arızi olarak ticari muamelelerin icrasından veya bu nitelikteki muamelelere tavassuttan elde edilen kazançlar" şeklinde yapılan düzenleme gereği arızi kazanç olarak vergilendirilmesi gerekmektedir.
Ozdogrular 50x50 Özdoğrular Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Bir Otelin Farklı Şubeleri Arasında Müşteri Transferlerine İstinaden Merkezden Şubeye veya Şubeden Merkeze Konaklama-Organizasyon Faturası Düzenlenmesi Mümkün mü?
SORU:
Aynı il sınırları içerisinde merkez ve şube olarak 2 otelimiz bulunmaktadır. Şubemizin müstakil sermayesi ve ayrı muhasebesi bulunmamakta, muhasebe sisteminde merkez ve şubenin gelir ve giderleri ayrı alt kodlar ile takip edilmekte, konaklama-organizasyon konulu sözleşmeler merkez ve şube olarak ayrı ayrı yapılmakta, verilen hizmetin faturası, sözleşmeyi yapan şube veya merkez tarafından düzenlenmektedir. Ancak bazı zamanlar yeterli oda bulunmadığında şube otelimizden merkeze veya merkez otelimizden şubeye müşteri transferi yapılmaktadır. Bu durumda hizmet alan müşteriye, sözleşmeyi yapan şube veya merkez tarafından fatura düzenlenmektedir.
Söz konusu müşteri transferlerine istinaden merkezden şubeye veya şubeden merkeze konaklama-organizasyon faturası düzenlenmesi mümkün müdür?
YANIT:
Vergi Usul Kanunu'nun 227. maddesinde, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu belirtilmiştir. Anılan Kanunun 229. maddesinde ise, faturanın satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu ifade edilmiştir.
Anılan Kanunun 232. maddesinde, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere, vergiden muaf esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bu sayılanların da fatura istemek ve almak mecburiyetinde olduğu ifade edilmiştir. Maddenin devamında, yukarıdakiler dışında kalanların, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tespit edilenlerden ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden satın aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin (1.1.2018'den itibaren) 1000,- TL'yi geçmesi veya bedeli (1.1.2018'den itibaren) 1000,- TL'den az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesinin mecburi olduğu hüküm altına alınmıştır.
Bu hükümler uyarınca, müşteri transferine bağlı olarak, verilen konaklama-organizasyon hizmetlerine dair merkezden şubeye veya şubeden merkeze fatura düzenlenmesi mümkündür
https://www.ozdogrular.com/content/view/38508/178/

Moderatoren

Infos zu den Moderatoren

Über die Gruppe "Özdoğrular Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik"

  • Gegründet: 08.01.2010
  • Mitglieder: 1.146
  • Sichtbarkeit: offen
  • Beiträge: 13.305
  • Kommentare: 127
  • Marktplatz-Beiträge: 0