Ahlat Gönüllüleri

Ahlat Gönüllüleri

Türklüğün Anadoluya giriş kapısı, Selçukluya başkentlik yapmış, Alapslanı Malazgirte yolamış olan, Dünyada Kutbet_ül islam şanına layık üç şehirden biri olan ve adeta bir açık hava müzesini andıran Tarihi ilçemiz Ahlat'ın tanıtımını yaparak Truzim sektörünü canlandırmak.

Ahlat Adı ve Kökeni

Ahlat'ın ismi ve kelimenin etimolojik kökeni hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bunları sırasıyla inceleyecek olursak;

1- Ahlat'ın Lat adındaki Rum kralının Daryona adlı kızı Müslümanlar'ın Ahlat'ı fethetmesi sırasında Müslümanlığı kabul etmiş ve babasını da iknaya çalıştığı halde razı edememiş. Bu yüzden de Daryona babasını öldürmüş. Sonra babasına çok üzülerek ah Lat, ah Lat demiş. Böylece Ahlat, ah Lat hecelerinin birleşiminden meydana gelmiştir.

2- Urartu hükümdarı Lat, Medler'in saldırısına dayanamayınca Ahlat şehri düşer. Hükümdar da ağır yara alır. Babasının başını dizine koyan hükümdarın kızı, ah çekerek ince ince göz yaşı döker. Kızın, ah, lat, ah lat diye yüksek sesle feryadı, Medler'in şehre girmesine kadar devam eder. Urartu hükümdarı hayata gözlerini yummuş, ancak bilmeyerek çok sevdiği bu şehre de ismini vermiştir.

3- Milattan önce 3 bin yıllarında Hilatos adlı bir kumandan tarafından kurulan Ahlat şehri, adını kumandanın isminden almış ve dilde evrilerek Ahlat'a dönüşmüştür.

4- Ahlat'ın adı hakkında dördüncü bir görüş ise; tarihte Ahlat'ta çeşitli milletlerin bir arada yaşadığı ve farklı dillerin konuşulduğundan dolayı bu ismin verilmiş olmasıdır. Bu görüşü destekler mahiyette önemli deliller bulunmaktadır. Kaynaklarda Ahlat'ın adı hakkında ilk defa dikkati çeken meşhur seyyah Nasr-ı Hüsrev olmuştur. Tuğrul Bey zamanında Rebiulevvel 438/Kasım 1046 yılında Mısır'a seyahat etmek amacıyla Tebriz'den hareket eden Nasr'ı Hüsrev, Meren yoluyla Hoy şehrine varır ve oradan Van'a Vastan (Gevaş)a ve oradan da Cemaziyelevvelin 18'inde Ahlat'a varır. Burada halkın Arapça, Farsça ve Ermenice konuştuğunu söyler. Nasr-ı Hüsrev bunu belirttikten sonra devamlı şunu ilave eder; “Sanırım ki, bu sebepten o şehre Ahlat adını takmışlar.”

Zekeriyye Kazvini'nin (ö.1283) Nasr-ı Hüsrev'den iki buçuk asır sonra verdiği bilgiler, Nasr-ı Hüsrev'i destekler mahiyettedir. O da yüksek tabakanın Farsça, halkın Türkçe, azınlığın ise Ermenice konuştuklarını kaydeder.

Ahlat tarihi hakkında Bizans kaynakları şehrin adını Khlat; Ermeniler Hlat; Süryaniler Khalat, Kelath, Khelath, Khılat; Araplar Halat ve hılat; İranlılar ve Türkler ise, Ahlat şeklinde telaffuz etmişlerdir.

Bu isimlerin hemen hemen tamamının okunuşu Halat, Hılat veya Ahlat sesini vermektedir. Halat, Hılat veya Ahlat kelimelerinin köküne baktığımızda Arapça “H L T” kökünden türetilmiştir. Gerek Ahlat ve gerekse Hılat veya Halat kelimeleri Araplar tarafından karışık manasında kullanılmıştır. Mesala Araplar arasında, karışık insan topluluğu manasında; “ahlatun mine'n-nas” sözü meşhurdur.

Arapların kullandığı bu deyimden de anlaşılıyor ki, Ahlat adının menşei etimolojik olarak “ H L T” kökünden gelmekte ve etnik yapısından dolayı bu adın verildiği tahmin edilmektedir. Zira Nasr-ı Hüsrev'in ve Kazvini'nin verdiği bilgiler de, sözünü ettiğimiz bu son tezi doğrulamaktadır. Bu da gösteriyor ki, Ahlat'ta bulunan farklı milletlerin ve konuşulan çeşitli dillerin tabiatına uygun olarak Halat, Hilat veya bu günkü şekliyle Ahlat isimlerinin kullanılmış olması en doğalı ve en doğrusu olsa gerek. Diğer anlatılanlar ise birer hikayedir.

http://www.ahlatgonulluleri.com/thread-147.html

Updates

  • There are no recent new entries for this group. You'll find older entries in the news archive.

 
Sign up for free:

Statistics

  • Group exists since: 07 Apr 2010
  • Members in this group:6
  • Posts in this group:24
  • Languages:Turkish

Moderators